2025 İçeriden: İşgale Karşı Millî Direniş Nasıl Olmalı- Seri 11

Oslo, 13 Ocak 2026

Sefa M. Yürükel

İşgal olgusu, yalnızca askeri birliklerin bir ülke topraklarına girmesiyle sınırlı değildir. Günümüzde işgal, siyasal baskı, ekonomik bağımlılık, bilgi ve algı yönetimi, dijital kontrol ve vekâlet yapıları yoluyla da ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle millî direniş kavramı da klasik anlamının ötesine geçmiş, çok boyutlu bir nitelik kazanmıştır.

2025 yılı itibarıyla dünya düzeni, güç mücadelesinin yalnızca silahlarla değil; hukuk, medya, ekonomi ve teknoloji üzerinden yürütüldüğü bir aşamaya gelmiştir. Bu ortamda bir milletin karşı karşıya kaldığı işgal tehdidi, doğrudan görünür olmayabilir; ancak egemenlik alanlarının daraltılmasıyla etkisini hissettirebilir.

İşgale karşı milli direniş, yalnızca cephede verilen bir mücadele değil; toplumun tüm unsurlarını kapsayan uzun soluklu bir duruştur. Bu duruşun başarılı olabilmesi için meşruiyet, toplumsal birlik, hukuk devleti ilkeleri ve uluslararası normlarla uyum büyük önem taşımaktadır.

Günümüz koşullarında geliştirilecek bir millî direniş anlayışı, şiddet merkezli değil; millet iradesini esas alan, anayasal zemine dayanan ve toplumun tüm kesimlerini içine alan bir yapıda olmalıdır. Aksi hâlde direniş, hem iç meşruiyetini hem de dış desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu çerçevede işgale karşı direnişin nasıl olması gerektiği, içeriden bakışla; yani halkın, kurumların ve devlet aklının birlikte değerlendirilmesiyle ele alınmalıdır.

Modern İşgal Kavramı ve Değişen Tehdit Algısı

Günümüzde işgal, klasik askeri işgal anlayışından farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Ekonomik bağımlılık, stratejik kurumların dış etkiye açılması, dijital altyapıların kontrol altına alınması ve bilgi akışının yönlendirilmesi bu yeni işgal biçimlerinin başında gelmektedir.

Bu tür tehditler, çoğu zaman silahlı bir müdahale olmaksızın gerçekleştiği için toplum tarafından geç fark edilebilmektedir. Ancak egemenlik alanlarının aşamalı olarak daralması, uzun vadede millî iradenin zayıflamasına yol açmaktadır.

2025 dünyasında millî direniş, bu görünmez işgal biçimlerini tanımlayabilme ve kamuoyunu bilinçlendirebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Direnişin ilk adımı, tehdidin doğru şekilde teşhis edilmesidir.

Bu noktada akademi, basın, sivil toplum ve devlet kurumları arasında sağlıklı bir bilgi üretim ve paylaşım mekanizması kurulması hayati öneme sahiptir. Bilgiye dayanmayan bir direniş, yönünü kaybetmeye mahkûmdur.

Dolayısıyla modern işgale karşı direniş, farkındalıkla başlayan ve bilinçle sürdürülen bir toplumsal refleks olarak şekillenmelidir.

İçeriden Milli Direnişin Toplumsal Temelleri

İşgale karşı etkili bir direniş, öncelikle toplumun iç bütünlüğüne dayanır. Toplumsal kutuplaşmanın derin olduğu, güven duygusunun zayıfladığı bir ortamda millî direnişin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

2025 koşullarında millî direniş, farklı kimlikleri, görüşleri ve toplumsal kesimleri ortak bir egemenlik paydasında buluşturabilmelidir. Bu birliktelik, tek tipleştirme yoluyla değil; ortak değerler etrafında sağlanmalıdır.

Eğitim sistemi, millî direniş bilincinin oluşmasında temel bir role sahiptir. Eleştirel düşünebilen, bilgiye erişimi olan ve demokratik değerleri içselleştirmiş bireyler, direnişin en sağlam dayanağını oluşturur.

Sivil toplum kuruluşları ve yerel inisiyatifler, merkezi yapıları tamamlayan unsurlar olarak direnişi tabana yayar. Bu yapıların şeffaf ve hukuk içinde hareket etmesi, direnişin meşruiyetini güçlendirir.

Toplumsal dayanışma, yalnızca kriz anlarında değil; süreklilik arz eden bir bilinç hâline geldiğinde gerçek anlamda millî bir direnişten söz edilebilir.

Hukuk, Anayasa ve Meşruiyet

2025 yılında işgale karşı direnişin en güçlü silahlarından biri hukuktur. Anayasal düzenin korunması, direnişin hem iç hem de dış meşruiyetini belirleyen temel unsurdur.

Hukuk dışına çıkan, keyfi ve kontrolsüz tepkiler; işgal tehdidine karşı mücadeleyi zayıflatır. Bu tür eylemler, direnişi haklı olmaktan çıkararak baskı ve müdahalelere açık hâle getirir.

Anayasal kurumların işlerliğini koruması, milli iradenin somut ifadesidir. Meclis, bağımsız yargı ve özgür basın; direnişin kurumsal dayanaklarını oluşturur.

Uluslararası hukuk da bu süreçte önemli bir araçtır. Meşru zeminde yürütülen bir direniş, küresel kamuoyunda destek bulma ihtimalini artırır.

Bu nedenle hukuk, direnişi sınırlandıran değil; onu güçlendiren temel unsur olarak görülmelidir.

Dijital Alan ve Bilgi Mücadelesi

2025 itibarıyla direnişin önemli bir boyutu da dijital alanda yürütülmektedir. Bilgi kirliliği, algı operasyonları ve dezenformasyon, işgal süreçlerinin etkili araçları hâline gelmiştir.

Milli direniş, doğru bilgi üretme ve yayma kapasitesine sahip olmalıdır. Bu, sansürle değil; şeffaflık ve güvenilirlik yoluyla sağlanır.

Dijital okuryazarlık, bireylerin manipülasyona karşı direnç kazanmasını sağlar. Bu da toplumsal direnişin sessiz ama güçlü bir ayağını oluşturur.

Devlet kurumları ile bağımsız medya arasında kurulacak güven ilişkisi, bilgi mücadelesinde belirleyici rol oynar. Güvenin olmadığı yerde direniş zayıflar.

Bu bağlamda dijital alan, modern milli direnişin vazgeçilmez bir cephesi hâline gelmiştir.

Sonuç

2025 koşullarında işgale karşı millî direniş, çok boyutlu bir anlayışla ele alınmalıdır. Askerî güç tek başına yeterli olmadığı gibi, hukuk ve toplumdan kopuk bir mücadele de kalıcı başarı sağlayamaz.

Toplumsal birlik, anayasal düzen ve hukuki meşruiyet, direnişin temel sütunlarını oluşturmaktadır. Bu sütunlar zayıfladığında direnişin sürdürülebilirliği tehlikeye girer.

Modern tehditlere karşı geliştirilecek direniş anlayışı; bilgiye dayalı, şeffaf ve kapsayıcı olmalıdır. Toplumun tüm kesimleri bu sürecin öznesi hâline gelmelidir.

Dijital alan, ekonomi ve uluslararası ilişkiler gibi yeni mücadele sahaları dikkate alınmadan oluşturulan direniş stratejileri eksik kalacaktır.

İşgale karşı millî direniş, bir tepki değil; bilinçli, planlı ve meşru bir duruş olarak şekillendiğinde gerçek anlamını bulur.

Kaynakça

Arendt, H. Şiddet Üzerine. İstanbul: İletişim Yayınları.

Castells, M. Ağ Toplumunun Yükselişi. İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Fukuyama, F. Siyasal Düzenin Kökenleri. Ankara: Liberte Yayınları.

Habermas, J. Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü. İstanbul: İletişim Yayınları.

Zürcher, E. J. Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir