Kopenhag 16 Eylül 2026
Tülay Çetinkaya Saraçoğlu
Midas’ın Kulakları, Gordion ve Çocukluğumdan Kalan Bir Efsane
Bazı hikâyeler vardır; insan onları ilk duyduğunda tarih olduğunu bilmez.
Çocukken sadece bir masaldır.
Ben Midas’ın eşek kulakları hikâyesini ilk kez ninemden dinledim. O anlatırken bunun binlerce yıllık bir Anadolu efsanesi olduğunu, arkasında Frigler, Gordion, Kral Midas ve antik çağların bulunduğunu elbette bilmiyordum. Benim için sadece çok ilginç bir masaldı.
Kral Midas’ın kulakları eşek kulağı olmuştu. Kulaklarını herkesten saklıyordu. Berberi sırrı öğrenmişti ama bu sırrı içinde tutmakta zorlanıyordu. Sonunda kimsenin duymayacağını düşündüğü bir yere giderek sırrı fısıldadı.
Sonra sazlar ve kamışlar büyüdü, rüzgâr esti ve sır doğaya yayıldı.
Çocuk aklımla hikâyenin en çok bu kısmını sevmiştim.
Yıllar sonra aynı hikâyeye kitaplarda rastladığımda, bunun yalnızca ninemin anlattığı bir masal olmadığını fark ettim.
Hangi Türk yazarın kitabında okuduğumu bugün tam olarak hatırlayamıyorum. İlk aklıma gelen isim Halikarnas Balıkçısı olmuştu.
Araştırınca hafızamın beni tamamen yanıltmadığını gördüm. Halikarnas Balıkçısı’nın “Anadolu Efsaneleri” adlı kitabında Midas’ın kulakları efsanesi gerçekten anlatılıyor. Midas’ın altınlarıyla ilgili hikâyeye de yer veriliyor.
Ama bir başka isim daha karşıma çıktı: Güngör Dilmen.
Yıllar önce bir kitapta okuduğumu düşündüğüm anlatının kaynağı büyük ihtimalle onun “Midas’ın Kulakları” adlı eseriydi.
Güngör Dilmen, eski Frig efsanesini 1959 yılında, henüz 29 yaşındayken, tek perdelik manzum bir tiyatro oyunu olarak kaleme aldı. Eser daha sonra yayımlandı ve büyük ilgi gördü. “Midas’ın Altınları” ve “Midas’ın Kördüğümü” adlı oyunlarla birlikte Midas Üçlemesi’nin ilk parçası oldu.
Demek ki çocukluğumda ninemin anlattığı masal, büyüdüğümde karşıma edebiyat olarak çıkmıştı.
Sonra yıllar geçti.
Bu yıl Ankara’da, havaalanından Kızılay’a giden serviste Fransız bir gazeteciyle tanıştım.
Sohbet sırasında konu Anadolu’ya geldi. Fransız gazeteci Benoît Morin bana Gordion’dan söz etmeye başladı.
Ben şaşırdım.
Çünkü benim bildiğim Gordion, Ankara’daki alışveriş merkeziydi.
O ise Polatlı yakınlarındaki antik Gordion’dan, Friglerden ve Kral Midas’tan bahsediyordu.
Bir an gerçekten utandım.
Bir Fransız gazeteci, Anadolu’nun ortasında bulunan Gordion’u biliyordu. Ben ise Gordion’u yalnızca bir AVM’nin adı zannediyordum.
İşte o an kendi kendime sordum:
“Ben kendi ülkemin tarihini ne kadar biliyorum?”
Sonra araştırmaya başladım.
Ve araştırdıkça çocukluğumda ninemden dinlediğim o hikâyenin kapısının bambaşka bir dünyaya açıldığını gördüm.
Gordion: Bir AVM isminden çok daha fazlası
Gordion, Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarında, Yassıhöyük’te bulunan antik bir yerleşim.
Burası Frig Krallığı’nın başkentiydi.
Üstelik Gordion’un tarihi yalnızca Friglerle başlamıyor. Bölgede yaklaşık 4.500 yıllık bir yerleşim geçmişi bulunuyor.
Frigler özellikle Demir Çağı’nda burada güçlü bir krallık kurdu. Gordion ise onların siyasi ve kültürel merkezi hâline geldi.
Bugün Gordion, yalnızca Anadolu tarihinin değil, dünya kültür mirasının da bir parçası. 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.
Ben ise yıllarca onun yalnızca Ankara’daki bir alışveriş merkezinin adı olduğunu düşündüm.
Frigler kimdi?
Frigler, Anadolu’nun özellikle orta ve batı kesimlerinde yaşamış Demir Çağı halklarından biriydi.
Anadolu’ya nereden geldikleri konusunda kesin bir cevap bulunmuyor. Antik kaynaklar onları Balkanlar’daki bazı topluluklarla ilişkilendiriyor ve bu nedenle Balkanlar üzerinden Anadolu’ya geldikleri düşünülüyor.
Ancak günümüzde araştırmacılar konunun daha karmaşık olduğunu değerlendiriyor. Frig kültürü, Anadolu’daki yerel topluluklarla etkileşim içinde şekillenmiş olabilir.
Hitit İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Anadolu’da yeni güçler ortaya çıktı. Frigler de bu dönemde yükseldi ve MÖ 8. yüzyılda Gordion merkezli güçlü bir krallık kurdu.
Friglerin Ana Tanrıçası
Friglerin inanç dünyasında Matar, yani Ana Tanrıça, önemli bir yere sahipti.
Daha sonraki Yunan ve Roma dünyasında onu Kybele / Sibel adıyla tanıyacağız.
Dağlar, kayalar, doğa ve bereket Friglerin kutsal dünyasının önemli unsurlarıydı. Bugün Eskişehir çevresinde görülen kaya anıtları ve kutsal alanlar, bu eski inanç dünyasının sessiz tanıklarıdır.
Ve bütün bu tarihsel dünyanın içinde Midas vardır.
Tarihî Kral Midas
Midas yalnızca masallarda yaşayan bir kral değildi.
Tarihi bir Frig kralının gerçekten yaşadığı biliniyor. Asur kaynaklarında adı Mita olarak geçiyor.
Ancak zaman içinde tarihi kral Midas ile efsanelerdeki Midas birbirine karıştı.
Böylece onun adı iki ünlü hikâyeyle anılmaya başladı: Dokunduğu her şeyi altına çeviren Midas ve eşek kulaklarıyla anlatılan Midas.
Çocukluğumdan beri bildiğim hikâye de işte buydu.
Midas’ın Kulakları
Efsaneye göre Midas, Apollon ile Pan arasındaki müzik yarışmasında hakemlik yapar. Pan’ın müziğini daha güzel bulur.
Apollon ise bu karara öfkelenir ve Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir.
Midas kulaklarını saklamaya çalışır. Ancak berberi gerçeği öğrenir. Sırrı içinde tutamayınca kimsenin duymayacağını düşündüğü bir yere giderek onu fısıldar.
Fakat doğa sır saklamaz.
Kamışlar büyür, rüzgâr eser ve Midas’ın sırrı çevreye yayılır.
Bu efsanenin en eski ve ayrıntılı yazılı anlatımlarından biri, Romalı şair Ovidius’un “Metamorfozlar” eserinde bulunuyor.
Ancak hikâye Anadolu’da antik çağlarla sınırlı kalmadı. Türk edebiyatında da yeniden yorumlandı.
Halikarnas Balıkçısı, “Anadolu Efsaneleri”nde Midas’ın hikâyesini Anadolu coğrafyası ve kültürüyle birlikte ele aldı.
Güngör Dilmen ise “Midas’ın Kulakları” adlı tiyatro oyunuyla bu eski efsaneyi modern Türk tiyatrosuna taşıdı.
Daha sonra besteci Ferit Tüzün de hikâyeyi opera olarak besteledi. “Midas’ın Kulakları” operası ilk kez 1969 yılında İstanbul’da sahnelendi.
Ninemin Masalından Gordion’a
Şimdi geriye dönüp baktığımda bana en ilginç gelen şey şu:
Ben bu hikâyenin başlangıcını çocukluğumda ninemin yanında yaşamışım.
O zaman Frigya’yı bilmiyordum.
Gordion’u bilmiyordum.
Midas’ın tarihî bir kral olduğunu bilmiyordum.
Matar’ı, Kybele’yi ve Friglerin Anadolu’daki izlerini bilmiyordum.
Sadece ninemin anlattığı masalı dinliyordum.
Sonra büyüdüm.
Hikâye kitaplarda karşıma çıktı.
Yıllar sonra ise Ankara’da bir Fransız gazeteci bana Gordion’u anlattı.
Ve çocukluğumdan kalan o hikâye yeniden karşıma çıktı.
Belki de insanın kendi kültürünü keşfetmesi böyle bir şey.
Bazen bir ninenin anlattığı masalla başlıyor.
Bazen bir kitapla devam ediyor.
Bazen de bir yabancının söylediği tek bir cümleyle yeniden uyanıyor.
Benim için o cümle Gordion oldu.
Bugün Gordion dediğimde artık aklıma yalnızca bir AVM gelmiyor.
Friglerin başkenti geliyor.
Midas geliyor.
Ninem geliyor.
Çocukluğum geliyor.
Ve rüzgârda sallanan kamışların binlerce yıllık sesi geliyor.
Midas’ın kulakları eşek kulakları…
