Kopenhag 20 Ekim 2026
Tülay Çetinkaya Saraçoğlu
Kopenhag’da düzenlenen “The Forgotten Pacific” (Unutulmuş Pasifik) belgesel gösterimi, iklim değişikliğinin Pasifik ada ülkeleri üzerindeki etkilerini gündeme taşıdı. Avustralya Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde Cinemateket’te gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye ile Avustralya’nın iklim diplomasisi alanındaki iş birliğini değerlendirmek için de bir fırsat sundu.
Pasifik Adalarının Geleceği Gündemde
Pasifik bölgesindeki küçük ada ülkeleri, iklim değişikliğinin sonuçlarından doğrudan etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyıların aşınması ve aşırı hava olayları, bu ülkelerde yaşayan insanların günlük yaşamlarını ve geleceklerini tehdit ediyor.
The Forgotten Pacific belgeseli, Pasifik’teki beş ada ülkesine odaklanarak yerel toplulukların iklim değişikliğine karşı yürüttüğü çalışmaları ele alıyor. Filmde, geleneksel bilgi birikiminin modern yöntemlerle nasıl bir araya getirildiği ve bölge halklarının karşılaştıkları sorunlara nasıl çözümler geliştirdiği anlatılıyor.
Belgesel, iklim değişikliğiyle mücadelede en fazla etkilenen toplulukların deneyimlerinin ve görüşlerinin uluslararası alanda daha fazla duyulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Ve Avustralya’nın COP31 İş Birliği
Etkinlik, Türkiye ile Avustralya arasındaki iklim diplomasisi açısından da önem taşıyan bir dönemde gerçekleştirildi.
2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek. Avustralya ise konferansın müzakere sürecinde başkanlık görevini üstlenecek. İki ülkenin farklı sorumluluklarla birlikte çalışacak olması, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini ortaya koyuyor.
Pasifik ada ülkelerinin iklim değişikliği karşısındaki mücadelesi de bu uluslararası gündemin önemli başlıklarından biri. Bu ülkelerin karşılaştığı sorunların görünür hâle getirilmesi, iklim politikalarının yalnızca büyük ekonomilerin değil, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen toplumların ihtiyaçlarını da dikkate alması açısından önem taşıyor.
Kopenhag’daki belgesel gösterimi, Pasifik halklarının deneyimlerini ve iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını gündeme getirdi.


Büyükelçilerden Ve Pasifik Temsilcisinden Açıklamalar
Etkinlikte Türkiye’nin katılımının nedenleri, Türkiye ile Avustralya arasındaki iş birliğinin önemi ve iklim değişikliğinin Pasifik halkları üzerindeki etkileri hakkında yapılacak açıklamalar haberin bu bölümünde yer alacak.
Türkiye’nin Danimarka Büyükelçisi Burak Özügergin’den “Forgotten Pacific” Belgeseli Sonrası Değerlendirme
“Forgotten Pacific” belgeselinin gösteriminin ardından Türkiye’nin Danimarka Büyükelçisi Burak Özügergin, uluslararası toplumun filmden çıkarması gereken mesajlara ilişkin düşüncelerini paylaştı.
Belgeselin kendisinde uyandırdığı düşünceleri aktaran Büyükelçi, Pasifik bölgesinin yaşadığı zorlukların adaletsizliğine dikkat çekti.
“Belgeseli izlerken bunun kaderin acı bir cilvesi olduğunu düşündüm. Pasifik bölgesinin bu kadar ağır darbeler alması gerçekten çok adaletsiz. Özellikle de filmde vurgulandığı gibi, bu ülkelerin sera gazı emisyonlarına en az katkıda bulunan ülkeler arasında olması nedeniyle.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Bu ülkeler, bugün yaşanan sorunlara yol açan süreçlerden yarar bile sağlamadılar. O kadar ileri gidebilirim ki, bu durum dünyanın öbür ucundaki başkalarının yaptıklarının bedelini masum insanların ödemesi anlamına geliyor.
Belgeselden birkaç dakika önce de söylediğim gibi, hepimizin aynı gemide olduğumuzu kabul etmeli ve meselelere bu anlayışla yaklaşmalıyız. Termometrelerin pasaportu yoktur. Barometreler de herhangi bir siyasi partiye bağlı değildir.
Hükümetlerin ve yalnızca hükümetlerin yapabileceği bazı şeyler var; bunların başında düzenlemeler yapmak geliyor. Özel sektörün de yapabileceği ve yapması gereken şeyler var. Özel sektör, kendisini sorunun bir parçası olarak değil, çözümün bir parçası olarak görmeye başlamalı.
Bilim bize yol göstermeli. Gerçekçi olmak gerekirse, hidrokarbonlardan, yani petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil kaynaklardan vazgeçmemiz zaman alacak. Bu nedenle en azından süreç boyunca faaliyetlerimizi daha temiz hâle getirebilir, bilimin daha temiz bir yaşam sürmemize rehberlik etmesini sağlayabiliriz.
Bireyler de bilinçli seçimler yaparak çok şey başarabilir. Nasıl ulaşım sağladığımız, nasıl seyahat ettiğimiz, atıklarımızı nasıl yönettiğimiz ve yaşam alanlarımızı nasıl ısıtıp soğuttuğumuz bu seçimlerin başında geliyor.
Sonuç olarak, bütün bunların bir parçası da dünyanın yuvarlak olduğunu hatırlamak. Tanımı gereği, dünyanın merkezinde yalnızca ben, yani tek bir kişi, yokum. Hepimiz dünyanın merkezindeyiz.
Avustralya Büyükelçisi Dave Vosen’den “Forgotten Pacific” Belgeseli Sonrası Duygusal Değerlendirme
“Forgotten Pacific” belgeselinin Kopenhag’daki gösteriminin ardından Avustralya Büyükelçisi Dave Vosen, filmden etkilenişini ve kendisinde uyandırdığı duyguları samimi sözlerle dile getirdi.
Büyükelçi Vosen, belgeselin kendisi için son derece etkileyici olduğunu belirterek, “Bence özellikle çok zengin ve etkileyiciydi. En az üç kez ağladım. Gösterimden sonra annemi aramak istedim. Bazen aradaki mesafeyi gerçekten hissediyorsunuz” dedi.
Filmde gençlerin seslerini duyurmasının öneminin yanı sıra geleneksel bilginin, kültürün ve yaşlılarla kurulan bağların da öne çıktığını ifade eden Vosen, bu konuların kendisi için özellikle değerli olduğunu vurguladı.
Danimarka ile Pasifik bölgesinin deneyimlerini karşılaştıran Büyükelçi Vosen, doğal afetlere karşı savunmasızlığın iki bölge arasındaki en belirgin farklardan biri olduğuna dikkat çekti. Danimarka’nın şehir yapısı ve doğal koşullarıyla Pasifik bölgesinin koşulları arasındaki farklılıkların, insanların yaşamlarını ve karşılaştıkları zorlukları anlamak açısından önemli olduğunu belirtti.
Vosen, doğal koşulların yarattığı savunmasızlığın insanların güçsüz olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, belgeselin zor koşullarda yaşayan insanların gücünü açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Kopenhag’daki yüzyıllık binalarla filmde görülen, belki de yalnızca bir mevsim ayakta kalabilen yapılar arasındaki karşıtlığa da değinen Vosen, bu farkın bazen gözden kaçan önemli bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi.
Fiji’nin Cenevre’deki BM Daimi Temsilci Yardımcısı Keleni Seruvatu’nun Açıklaması
Küçük ada ülkelerinin ve mercan adalarından oluşan ada devletlerinin karşı karşıya olduğu zorluklar gerçekten çok büyük.
Birkaç hafta önce Suva’da gerçekleştirdiğimiz COP öncesi toplantıda Takou Pakasua Bildirgesi’ni kabul ettiğimizi düşünüyorum. Bu bildirge, Pasifik bölgesinin COP31’e taşıyacağı temel öncelikleri ortaya koyuyor.
Bunlardan ilki, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece sınırında tutma hedefini korumak. İkincisi, iklim finansmanına erişimi artırmak. Üçüncüsü ise okyanus ile iklim arasındaki bağlantıyı daha fazla gündeme taşımak.
Bu üç öncelik yeni değil. Bunlar uzun süredir üzerinde durduğumuz konular. Ancak COP31’i çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bizim için COP31, uygulamaya odaklanan bir konferans niteliği taşıyor. Ülkelerin bugüne kadar neler yaptıklarını değerlendirmeleri, alınan kararları nasıl uygulayabileceklerini ve birlikte nasıl daha iyi çalışabileceklerini görmeleri için bir fırsat.
Büyükelçinin de söylediği gibi, bu bir gecede gerçekleşecek bir süreç değil. Zaman alıyor. Ancak Pasifik’in vermek istediği temel mesaj şu: Biz dirençliyiz.
Bu öncelikleri savunmaya devam edeceğiz. Somut adımlar atılana ve sonuçlar elde edilene kadar bu konuları gündemde tutmayı sürdüreceğiz. Çünkü bizim için bu mücadeleyi kaybetme lüksü yok.
Bu nedenle sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak, iklim finansmanını güçlendirmek ve okyanusları iklim politikalarının merkezine yerleştirmek bizim için son derece önemli.
Belirlediğimiz bu üç öncelik üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Kapıları çalmayı, sesimizi duyurmayı ve dünyaya yapılması gerekenleri anlatmayı sürdüreceğiz.
Çünkü bu mesele yalnızca bizim için değil, bütün dünya için önemli. İklim değişikliğinden herkes etkileniyor. Ancak Pasifik ülkeleri bunun sonuçlarını çok daha ağır biçimde yaşıyor. Üstelik karbon emisyonlarına ya hiç katkıda bulunmadık ya da en az katkıda bulunan ülkeler arasında yer alıyoruz.
Bütün bu öncelikler, sürdürdüğümüz mücadelenin ve çıktığımız yolun değerli olduğunu gösteriyor. Bu süreci devam ettirirken mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
COP31’den temel beklentimiz de bu.
Kaynak: GazeteDK Online, 20 Ekim’de Kopenhag’daki Cinemateket’te gerçekleştirilen gösterimi yerinde takip etti.
