İstanbul 23 Kasım 2025
Çiftlikbank dosyasının kilit ismi Mehmet Aydın, nam-ı diğer Tosuncuk, 45 bin yılı aşan hapis
cezasını çekerken bu kez “Bitcoin temelli tahliye” çağrısıyla gündeme geldi. Aydın,
cezaevinden mağdurlara mektup yazarak, zararların karşılanması için serbest bırakılmayı
talep etti.
Son dönemde Kripto varlık alanında art arda patlayan dolandırıcılık skandallarının
gölgesinde gelen bu mektup, hem Çiftlikbank hikâyesinin eski yaralarını yeniden açtı hem de
“Bitcoin’le kurtuluş” iddiasının gerçekliğine dair soru işaretlerini büyüttü.
Aydın, avukatı aracılığıyla paylaşılan mektubunda, Edirne F Tipi Cezaevi’nde 4,5 yıldır
hükümlü olduğunu hatırlatarak, mağdurların zararlarının karşılanması için “samimi çaba”
gösterdiğini öne sürdü. Bilirkişi raporlarına göre 4 bin 414 kişinin toplam 70 milyon TL
alacağı bulunduğunu söyleyen Aydın, “Kayyumlar malları zamanında satsa kimse mağdur
olmazdı” iddiasını yineledi. El konulan şirket varlıklarının, zararların çok üzerinde olduğunu
savundu.
Ancak mektubun en dikkat çekici kısmı, Aydın’ın yıllardır süren hikâyesine yeni bir sayfa
ekleyen Bitcoin vurgusu oldu. Çiftlikbank döneminden bu yana “yüksek kazanç” vaadiyle
anılan Aydın, bu kez tahliye için Kripto madenciliğini dayanak gösterdi. Mektubunda
Uruguay ve Paraguay’da faaliyet gösterdiğini söylediği Bitcoin üretim tesisinin hâlâ
çalıştığını belirten Aydın, adli kontrolle serbest bırakılması hâlinde mağdurlara ödeme
yapabileceğini savundu: “Bitcoin makineleri üretime aktif olarak devam etmektedir… Ev
hapsi uygulanırsa tüm zararları giderebilirim.”
Bu çıkış, Türkiye’de son aylarda artan Kripto dolandırıcılığı vakalarıyla birleşince daha da
tartışmalı hale geldi. Sözde madencilik tesisleri, “garantili kazanç” vaatleri ve sahte coin
projeleriyle binlerce kişinin mağdur edildiği bir dönemde, Tosuncuk’un yıllar sonra yeniden
“Kriptoyla ödeme” söylemine sarılması tesadüf gibi görünmüyor. Uzmanlar, bu tarz vaatlerin
çoğunda gerçek bir üretim kapasitesi olmadığını, Kripto madenciliği üzerinden yapılan
beyanların kolayca manipüle edilebildiğini hatırlatıyor.
Aydın’ın mektubu kamuoyunda bir tür “tahliye pazarlığı” olarak okunuyor. Kendi teslim
oluşunu “samimiyet” göstergesi olarak sunan Aydın, asıl mağduriyetin cezaevinde bulunduğu
için zararları giderememesi olduğunu savunuyor. Ancak Çiftlikbank dosyasının geçmişi
ortada: binlerce kişinin milyonlarca lirası hayali çiftlik projeleriyle sistem dışına çekilmiş,
Türkiye’nin en büyük dijital saadet zinciri vakalarından biri olarak kayıtlara geçmişti.
Şimdi Aydın’ın yıllar sonra yeniden “ben öderim, yeter ki çıkarın” önerisi, tam da Kripto
dünyasında güvenin en kırılgan olduğu zamanda geldi. Mektup, mağdurlara gerçekten “su
serper” mi, yoksa Tosuncuk efsanesinin yeni bir bölümü mü yazılıyor, henüz belirsiz. Kripto
skandallarının çoğaldığı bu dönemde, “Bitcoin’le kurtuluş” vaadi maalesef kulağa eskisi
kadar büyülü gelmiyor.
