Kopenhag 24 Kasım 2025
Danimarka edebiyatının uluslararası alanda en çok tanınan isimlerinden biri olan Niels Hav, bu sonbaharda yeni bir kısa öykü kitabı yayımladı. Kitap, Danimarka’nın farklı bölgelerinde geçen toplam 14 öyküden oluşuyor ve ülkenin yaşamına, insanlarına ve tarihine dair çok yönlü bir bakış sunuyor.
Kitapla ilgili detaylara yayınevinin sayfasından ulaşmak mümkün: Niels Hav: Livet og kærligheden
Yeni kitabın lansmanı Kopenhag’daki LiteraturHaus’ta gerçekleşti. Etkinlikte Niels Hav kitabı tanıtırken, eşi – ünlü konser piyanisti Christina Bjørkøe – Erik Satie’nin piyano eserlerinden oluşan yeni albümünden parçalar seslendirdi.

Yayınevinin Notlarıyla: Niels Hav’ın Edebiyattaki Yeri
Yayınevinin aktardığına göre Niels Hav, her ne kadar daha çok şair kimliğiyle bilinse de, edebiyata aslında öyküyle adım attı. Yazarın kısa öyküleri yıllardır Danimarka’daki okullarda ders materyali olarak kullanılıyor; hatta bazıları “modern okuma kitabı klasiklerinden” sayılıyor.
Hav bugüne kadar antolojiler, dergiler ve Danmarks Radio için pek çok yeni öykü kaleme aldı. Bu yeni kitap, o öykülerin ilk kez bir araya getirildiği bir toplama niteliği taşıyor. Ayrıca kitapta bir de yepyeni bir öykü bulunuyor.

Kitabın ilk öyküsü Danimarka’nın batı kıyısındaki Harboøre mezarlığında geçiyor ve kimya şirketi Cheminova’nın kurucusu Gunnar Andreasen’i içten bir portreyle anlatıyor. Diğer hikâyeler ise Kopenhag’da ve Danimarka’nın farklı toplumsal çevrelerinde geçerek ülkenin kültürel çeşitliliğini yansıtıyor.
Niels Hav bugüne kadar 11 kitap yayımladı. Özellikle şiirleri dünyada büyük yankı uyandırdı. 2024 yılında Ragna Sidéns ve Vagn Clausens Vakfı tarafından verilen Danimarka Edebiyat Ödülü’nü aldığında jüri onu şöyle tanımladı:
“Danimarka’da doğmuş ve Danca yazan uluslararası bir yazar. Yaşayan Danimarkalı şairler arasında yurtdışında en çok dikkat çeken isim. Danimarka şiirinin gayriresmî elçisi.”
**Arka Kapak Metni:
IMAGINE (İngilizce)**
Imagine we could hold each other’s hands
across time and space, the dead and the living,
all the way back to the Stone Age.
People have been buried on this land
since no one knows when.
They have carried their dead out here,
they have come driving with found cadavers
and drowned fishermen. There have been suicides,
traffic accidents and all kinds of deaths.
The little children who play in the gravel grow up
to be young and adults, they get houses and children,
then they grow old and tired and look for a place
to put their bones. – It is in that order,
finally we end up in a hole here.
Maybe there is no point in wasting time
speculating about it.
© Niels Hav
