Hvem jeg holder med?
Jeg holder af folk med spræl i –
dem der står udenfor og ryger,
mens præsidenten deler medaljer ud;
de nøjes med at skutte sig under klapsalverne.
Ham der vasker gulvet og sætter stolene på plads.
Jeg holder ikke med formanden,
en generalsekretær giver mig myrekryb,
har de folk ingen selvrespekt?
Hende der bager småkager til de hjemløse.
Jeg er tilhænger af almindelig anstændighed.
Ham der står op midt om natten for at cykle
ud med aviserne, mens tosserne pisser i hans taske
og kalder ham perker.
Folk der græder i søvne om natten af mangel
på de vitaminer, der kun findes i kærlighed.
Jeg holder med hende, der samler flasker
og roder i skraldespande for at give sit barnebarn
en rejse til Rom.
Ham der krydser gaden for at hjælpe en fortumlet
dreng, som er faldet for tidligt ud af reden.
Jeg er tilhænger af venlighed.
Jeg holder med ham, der gemmer sine digte
i en skuffe sammen med værktøjet ude i garagen.
De mislykkede er de mest mærkelige.
Ham der fejer fortovet også hos naboen.
De gamle der ligger og dør helt alene på hospitalerne.
Jeg holder med ham, der bliver misforstået
hver gang han åbner munden. De stumme digtere,
som nøjes med at gå og mumle for sig selv,
mens de passer et arbejde og sørger for familien.
Hende de andre gør nar ad.
Ham der ikke kan finde ud af at manøvrere sin kørestol,
og buschaufføren der rejser sig for at give en hånd.
Dem der synger i trafikken. Ham der gør sig til grin.
Folk der letter røven.
Jeg bryder mig ikke om banderelaterede børsspekulanter,
folk der tror de er Karen Blixen. Små nedladende smil.
Ham der spærrer andre folks bankkonti.
Atmosfæren i retssalen.
Jeg er tilhænger af høflighed, grådanfald
om formiddagen i Fakta, almindelig hysteri,
omsorg for kæledyr, og forheksede smil i trafikken.
Ham der bruger syv år på at bygge et lysthus
og slutter af med at smadre det i raseri.
Det er ham jeg holder med.
© Niels Hav
Ben kimden yanayım?
Yerinde duramayan insanlardan yanayım ben –
devlet başkanı törenle birilerine madalya takarken;
alkışlayanlara aldırış etmeden
dış kapının önünde sigara içenlerden yanayım ben.
Zemini yıkayan ve sandalyeleri yerine koyan adamdan yanayım.
Başkandan yana değilim ben,
bir Genel Sekreter tüylerimi diken diken ediyor,
insanların kendilerine hiç mi saygısı yok?
Evsizler için kurabiye pişiren kadından.
Sıradan içten bir davranıştan yanayım ben.
Gecenin ortasında kalkıp bisikletiyle kapı kapı
gazete dağıtan, avanakların çantasına işeyip
ve ona pis yabancı dedikleri adamdan yanayım ben.
Geceleri uykusunda ağlayan insanların
eksikliğini hissettiği vitaminler yalnızca aşkta vardır.
Torununun Roma seyahatini karşılamak için
çöp kutularından topladığı şişeleri satarak para biriktiren kadından.
Daha küçük yaşta ailesinden kopan şaşkın bir oğlana,
caddenin karşısına geçip yardım eden adamdan yanayım ben.
Ben samimi olmaktan yanayım.
Şiirlerini garajdaki bir çekmecenin içindeki
aletlerle birlikte saklayan şairden yanayım ben.
Başarısız olanlar en garip olanlardır.
Komşusunun da kaldırımını süpüren adamdan.
Hastanelerde yalnız başına ölen yaşlılardan yanayım ben.
Her ağzını açtığında yanlış anlaşılan
adamdan yanayım ben. Dilsiz şairler,
ailesini geçindirmek için çalışırlarken
sadece kendi kendine mırıldanırlar.
Dalga geçilen kadından.
Tekerlekli sandalyesini nasıl kullanacağını bilemeyen adamdan,
ve yolcusunun elini sıkmak için yerinden kalkan otobüs şoföründen.
Trafikte şarkı söyleyenlerden. Kendini gülünç duruma düşüren adamdan.
Kıçını kaldıran insanlardan yanayım ben.
Borsa çetelerini, kendilerini Karen Blixen gibi sanan insanları.
Küçümseyen gülümsemeyi.
Diğer insanların banka hesaplarını bloke edenleri.
Mahkeme salonundaki atmosferi sevmiyorum.
Nezaketten yanayım ben.
Öğleden önce süpermarkette ağlama nöbeti tutanları, sıradan histeriyi,
evcil hayvanlara gösterilen şefkati
ve trafikteki büyüleyici gülümsemeyi severim ben.
Yedi yıl boyunca kendi elleriyle inşa ettiği bir çardağı
işin sonunda öfkeyle parçalıyor adam.
İşte ben bu adamdan yanayım.
© Niels Hav
Türkçesi Hüseyin Duygu
