Kopenhag, 17 aralık 2025
Çin Gezi Günlüğü
Tülay Cetinkaya Saracoglu
Pekin’in eski Fransız Mahallesi’nde gizlice toplanan birkaç genç, bir asır sonra dünyanın en güçlü üç ülkesinden birinin temelini attı.
İşgal Altındaki Bir Şehir
1920’lerin başında Pekin, Çin’in kendi toprağında yabancı güçlerin hâkimiyetini hissettiği bir şehirdi.
O yıllarda şehir, “imtiyaz bölgeleri” olarak bilinen alanlara bölünmüştü:
- Fransız Mahallesi, bugünkü Dongjiaominxiang bölgesinde, Fransızların kontrolü altındaydı.
- İngiliz Mahallesi ise hemen yakınında, Avrupalı tüccarların, diplomatların ve misyonerlerin yaşadığı, düzenli sokakları ve Batı tarzı binalarıyla tanınıyordu.
Bu mahalleler Çin yasalarından bağımsızdı; Çin polisi buralara giremezdi. Dolayısıyla, devrimci faaliyetler için görece güvenli bir sığınak sayılıyordu.

Neden Fransız Mahallesi?
Mao Zedung ve yoldaşları, Çin’in sömürgeci baskılar altında ezildiği bir dönemde gizli örgütlenmelerini yürütüyorlardı.
1921’de Pekin’deki Fransız Mahallesi’nde yapılan ilk gizli toplantı, tesadüf değildi.
Buranın tercih edilmesinin nedenleri:
- Yabancı bölge statüsü nedeniyle Çin makamlarının buraya kolayca müdahale edememesi,
- Batılı düşünce çevrelerine ve yayınlara yakın olması,
- Devrimci öğrencilerin ve aydınların burada gizlice bir araya gelebilmesi,
- Ve en önemlisi, gözlerden uzak kalma olanağı.
Küçük bir evin arka odasında, birkaç genç idealist, Çin’in geleceğini şekillendirecek kararları alıyordu. O toplantıda Mao Zedung’un “halkın iktidarı” fikri ilk kez somut bir hedefe dönüştü.

Mao’nun Uzun Yolculuğu
Mao, 1930’lu yıllarda Çin iç savaşının ortasında ülkenin güneyine geçti. 1934-1935’teki Uzun Yürüyüş, onun efsaneleşmesinin başlangıcıydı.
Yüz binlerce devrimciyle birlikte binlerce kilometre yürüyerek kuzeye ulaştılar; sadece az bir kısmı hayatta kaldı.
Bu destansı yürüyüş, hem bir hayatta kalma savaşı hem de Mao’nun liderlik sınavıydı.
1949’da Mao, Tiananmen Meydanı’nda durup şu sözleri söyledi:
“Çin halkı artık ayağa kalktı.”
Bu cümle, yüzyıllar süren feodal düzenin ve yabancı boyunduruğunun sona erdiğini simgeliyordu.
Mao’nun Son Yılları ve Ayrılışı
Mao, 1976 yılında Pekin’deki Zhongnanhai konutunda hayata veda etti. Ardından Tiananmen Meydanı’nda onun için Mao Zedung Mozolesi inşa edildi.
Bugün hâlâ sabahın erken saatlerinde binlerce insan mozolenin önünde sıraya girer.
Cam tabutun içinde, balmumuna benzeyen sessiz yüzüyle Mao, bir dönemin tanığı olarak orada durur.
Bir Devrimden Süper Güce
Mao’nun ölümünden sonra Çin, 1980’lerde Deng Xiaoping’in reformlarıyla bambaşka bir yöne evrildi.
Komünist sistem korunurken, ekonomik açılım başladı: “Tek ülke, iki sistem” anlayışıyla kapitalist üretim modeli sosyalist çerçeveye eklendi.
Sonuç mu?
Bir asır önce Fransız Mahallesi’nde gizli toplantılar yapan bir grup gencin kurduğu parti, bugün:
- Dünyanın ikinci büyük ekonomisi,
- Teknoloji ve savunma sanayisinde küresel liderlerden biri,
- Ve ABD ile rekabet eden ilk üç süper güçten biri haline geldi.
Fransız Mahallesi’nin dar sokaklarındaki o ilk adım, bugün Çin’in uzaya roket gönderdiği, Afrika’da limanlar kurduğu, Avrupa’da tren hatları işlettiği bir devasa güce dönüştü.
Ziyaretçinin Notu
Fransız Mahallesi’nin taş sokaklarında yürürken, tarihin sessizliğinde bir uğultu duyuluyor.
Mao’nun gizlice adım attığı o ev, şimdi beyaz duvarlarıyla bir müze; ama duvarların ardında hâlâ devrimin yankısı var.
Tiananmen Meydanı’nda ise, sabahın sisi arasında yükselen mozolenin önünde duran kalabalıklar, hem geçmişin ağırlığını hem de bugünkü Çin’in gücünü hatırlatıyor.
Kaynaklar:
- Tülay Çetinkaya Saraçoğlu – Çin Gezi Notları
- Ross Terrill – Mao: A Biography
- Joseph Esherick – Modern China: A History
- Craig Clunas – Art in China
