Demokrasi ve Hukuk: Kavram ve Sonuçları – Seri 2

Sefa M. Yürükel

Oslo, 1 Ocak 2026

Bu üç yazılık seride, son dönemde siyasal söylemde sıkça kullanılan “demokrasi hukuku” ifadesi anayasa hukuku ve siyasal teori açısından ele alınmıştır. Demokrasi ile hukukun birbirinin alternatifi değil, ancak anayasal sınırlar içinde anlam kazanan iki ilke olduğu vurgulanmıştır. Hukuki değeri olmayan, tanımsız ve sınırları belirsiz kavramların, anayasal düzenin bağlayıcılığını zayıflatma riski taşıdığı; özellikle kurucu iktidar ile tali (kurulmuş) iktidar ayrımının bulanıklaştırılmasının ciddi anayasal sonuçlar doğurabileceği ortaya konulmuştur.

Serinin bütününde, demokratik meşruiyetin tek başına anayasal sınırları aşma yetkisi vermediği; seçimle gelen iktidarların da anayasa ile bağlı olduğu temel bir ilke olarak savunulmuştur. Demokrasi, hukukun yerine geçmez; hukukun içinde ve onunla birlikte anlam kazanır. Aksi yöndeki yaklaşımlar, anayasal devleti güçlendirmek yerine, siyasal iradeyi sınırsızlaştıran ve hukuk devletini aşındıran bir anlayışa kapı aralar. Bu nedenle seride, anayasanın tali iktidarı sınırlayan asli bir norm olduğu ve bu sınırların belirsiz kavramlarla aşındırılamayacağı sonucuna varılmıştır.

Anayasal Askıya Alma ve Teorik Tehditler: Schmitt – Kelsen – Arendt Perspektifi 

“Demokrasi Hukuku” Söylemi Yanılsaması 

Türkiye’de “demokrasi hukuku” söylemi, Cumhurbaşkanlığı hukuk danışmanları tarafından kullanılarak, anayasal sınırların fiilen esnetilmesine hizmet ediyor. Bu söylem, yalnızca kavramsal bir kayma değil, tali iktidarın kurucu iktidar gibi davranmasının teorik ve pratik zeminini hazırlıyor. Hukuk devletinde, anayasanın askıya alınması ancak olağanüstü durumlarda mümkünken, “demokrasi hukuku” ifadesi tali iktidara sınırsız bir yetki çağrıştırıyor (Uçum, 2022; Gözler, 2019).

Türkiye Örneği: Tali İktidar ve Anayasanın Askıya Alınması

Türkiye’de tali iktidarın kendisini kurucu iktidar gibi konumlandırması, anayasanın fiilen askıya alınması pratiğini görünür hâle getiriyor. “Demokrasi hukuku” söylemi, demokratik meşruiyet üzerinden yürütmeye sınırsız hareket alanı sağlıyor (Özbudun, 2020).

Bu bağlamda yürütme organı, anayasanın normlarını tartışmalı hâle getiriyor; kuvvetler ayrılığı zayıflatılıyor ve yargının bağımsızlığı fiilen kısıtlanıyor. Kavramın belirsizliği, anayasal askıya alma pratiğinin teorik meşruiyetini de güçlendiriyor (Tanör, 2015).

Kurucu ve tali iktidar ayrımı bulanıklaştığında, anayasanın bağlayıcılığı tartışmalı hâle geliyor. Türkiye’de tali iktidar, “demokrasi hukuku” söylemi aracılığıyla anayasal sınırları aşabiliyor, temel haklar demokratik çoğunluğun iradesine tabi kılınıyor (Gözler, 2019).

ABD ve Avrupa örnekleri, tali iktidarın kurucu iktidar yetkisi iddiasında bulunamayacağını ve anayasanın bağlayıcılığının korunması gerektiğini gösterir. Türkiye’de ise söylem, anayasal normların etkisini tartışmalı hâle getiriyor (Kommers & Miller, 2012).

“Demokrasi hukuku” söylemi, anayasanın askıya alınmasını kavramsal olarak meşrulaştıran bir araç hâline gelmiş durumdadır (Uçum, 2022).

Teorik Çerçeve: Schmitt – Kelsen – Arendt

Schmitt: Kurucu İktidar ve Olağanüstü Yetki

Schmitt’e göre kurucu iktidar, anayasal düzenin ötesinde, istisnai durumlarda yetki kullanabilen bir güçtür (Schmitt, 1928). Türkiye’de tali iktidarın kendisini kurucu iktidar gibi konumlandırması, Schmitt’in teorisinin tersine olağanüstü yetkinin rutinleştirilmesi anlamına gelir. “Demokrasi hukuku” söylemi, tali iktidara norm dışı hareket alanı sağlayarak, anayasanın askıya alınması pratiğini normalleştirir.

Kelsen: Norm Hiyerarşisi ve Anayasal Üstünlük

Kelsen’e göre hukuk sisteminin temelinde norm hiyerarşisi vardır; anayasa en üst normdur ve tüm diğer normlar buna bağlıdır (Kelsen, 2006). “Demokrasi hukuku” söylemi, norm hiyerarşisini fiilen tersine çevirir. Tali iktidarın demokrasi adına anayasanın üstüne çıkması, Kelsen’in hukuk sisteminin temel mantığını çiğner ve normatif üstünlüğü zayıflatır.

Arendt: Totalitarizm ve Hukuksuz Çoğunluk

Arendt, çoğunluğun hukuksuz iradesinin totalitarizme yol açabileceğini vurgular (Arendt, 1951). Türkiye’de “demokrasi hukuku” söylemi, çoğunluk iradesini anayasanın önüne koyarak Arendt’in uyarısını doğrular niteliktedir. Hukukun sınırları ortadan kalktığında, demokrasi adına yapılan eylemler totaliter eğilimler için meşruiyet kazanır.

Türkiye Pratiği ve Teorik Tehditlerin Birleşimi

“Demokrasi hukuku” söylemi, pratikte tali iktidarın anayasal sınırları aşmasına olanak sağlarken, teorik olarak Schmitt’in istisnai yetki, Kelsen’in norm hiyerarşisi ve Arendt’in totalitarizm analizleri ile doğrudan çatışmaktadır. Bu söylem, hem anayasal devletin fiilen askıya alınmasını meşrulaştırmakta hem de hukukun evrensel ilkelerini çiğnemektedir.

Anayasanın normatif üstünlüğü tartışmalı hâle geldiğinde, tali iktidarın yetkileri genişler ve yargı bağımsızlığı ile kuvvetler ayrılığı zayıflar. Kavram, fiili uygulama ve teorik meşruiyet açısından tehlikeli bir birleşim sunar.

SONUÇ

“Demokrasi hukuku” hukuki bir kavram değil, siyasal bir söylemdir. Türkiye’de tali iktidarın sınırlarını aşmayı meşrulaştırmakta ve anayasanın fiilen askıya alınmasına zemin hazırlamaktadır.

Kurucu ve tali iktidar ayrımı bulanıklaştırılmış; anayasanın üstünlüğü tartışmalı hâle gelmiştir. ABD ve Avrupa örnekleri, demokrasi ile hukukun ayrı işlevlerde olduğunu ve anayasanın bağlayıcılığının korunması gerektiğini gösterirken, Türkiye’de söylem normatif üstünlüğü zayıflatmaktadır.

Schmitt’in istisnai yetki teorisi, Kelsen’in norm hiyerarşisi ve Arendt’in totalitarizm eleştirisi, “demokrasi hukuku” söyleminin teorik tehlikesini açık biçimde ortaya koyar. Hukuk devleti, kavram icat etmekle değil, anayasanın çizdiği sınırları uygulamakla ayakta kalır. Demokrasi, ancak hukukun denetimi altında anlam kazanır; aksi hâlde geriye hukuksuz bir çoğunluk iradesi kalır.

KAYNAKÇA

• Arendt, H. (1951). The Origins of Totalitarianism. Harcourt, Brace & Company.

• Ackerman, B. (2000). We the People: Foundations. Harvard University Press.

• Dahl, R. A. (1998). Democracy and Its Critics. Yale University Press.

• Gözler, K. (2019). Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, Cilt I–II. Ekin.

• Hamilton, A., Madison, J., & Jay, J. (1787). The Federalist Papers.

• Kelsen, H. (2006). Teori der Normen: Grundlagen einer Reinen Rechtslehre. Springer.

• Kommers, D., & Miller, R. (2012). The Constitutional Jurisprudence of Germany. Duke University Press.

• Özbudun, E. (2020). Türk Anayasa Hukuku. Yetkin.

• Sartori, G. (2018). Demokrasi Teorisine Geri Dönüş. Yetkin.

• Schmitt, C. (1928). Verfassungslehre. Duncker & Humblot.

• Tanör, B. (2015). Türkiye’de Anayasal Gelişmeler. YKY.

• Uçum, M. (2022). Çeşitli köşe yazıları ve kamuya açık metinler (demokrasi hukuku söylemi).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir