Bahtı Kara Maderinin Çocuğu: Uyanışın Yiğidi, Cumhuriyet’in Atası

Oslo 23 kasım 2025

Ey Büyük Atatürk,

Vatanın bağrına saplansa da düşman hançeri,

Karanlığın en koyusunda bile sönmezdi senin öz ışığın.

Millet diz çökmüş beklerken kaderin kapısını,

Sen yürüdün; eğilmedin, eğdirmedin hiçbir Türk evladının başını.

Dağların rüzgârı gibi sert,

Anadolu ocağı gibi sıcak bir yüreğin vardı.

Yılların yorgunluğunu değil,

Asırların umudunu taşıdı gözlerindeki kararlılık.

Çöken imparatorlukların külleri arasından

Bir milletin yeniden doğuşuna harf harf can verdin.

Her adımın, her sözün, her nefesin

Bugünün ışığına karışıp büyüdü.

Toprağa düşen en karanlık gölgeyi bile

Bilginin, aklın ve bilimin güneşiyle dağıttın.

Bir ülkenin kaderine “özgürlük” adını yazdın,

Türk Milleti’nin alnına da

Cumhuriyet’in onurunu…

Kurdukların bir imzanın sükûnetiyle değil,

Bir milletin kalbinin en derin yerinde yankı buldu.

Özgürlüğü sadece bir kelime değil,

Nesiller boyunca sürecek bir nefes kıldın.

Düşman hançeri dayanmıştı vatanın bağrına;

Toprak susmuş, gök kararmıştı.

Her evde bir iç çekiş, her ocakta bir ağıt vardı.

Millet kaderine küsmüş gibiydi.

Derken bir yiğit çıktı ileri;

Samsun yollarına vuran bir ışık gibi…

Adını önce rüzgârlar fısıldadı,

Sonra dağlar, taşlar duydu.

“Kalkın! Bu iş burada bitmez!” diye haykıran

Bir yürek doğmuştu Anadolu’nun bağrında.

Sen geldin de milletin yüreği yeniden tutuştu.

Sen geldin de umut yeniden yeşerdi toprakta.

Çökmüş hanların, yıkılmış ocakların arasından

Bir milletin onurunu avuçlarına aldın;

Üfledin, dirilttin, yeniden ayağa kaldırdın.

Siperlerde ıslanmış bayrağı

Bir daha yere düşürmeyeceğim diyen askerin umudu oldun.

Kağnısıyla cephane taşıyan anaların

Titreyen ellerine güç, gözlerine ışık verdin.

Her adımın bir destandı.

Sakarya’da rüzgâr bile senden cesaret aldı,

Dumlupınar’da toprağın nabzı seninle attı.

Milletin sesi birleşip sonunda

Bir ağızdan “Hürriyet!” diye haykırdı.

Sonra geldin; kırık bir imparatorluğun küllerinden

Yepyeni, tertemiz bir devlet kurdun:

Cumhuriyet.

Adı bir çocuğun ilk gülüşü kadar taze,

Bir ulu çınarın kökü kadar sağlamdı.

“Benim büyük eserim vardır” dedin.

Biri Cumhuriyet’ti;

Öteki ise o Cumhuriyet’i taşıyacak

Gür yürekli Türk milleti.

Sen bu millete yalnız yürümeyi değil,

Düşünmeyi, sorgulamayı, aydınlığı seçmeyi öğrettin.

Aklı, ilmi, vicdanı yol yaptın;

Cehaletin karanlığına ışık çaktın.

Bir köylü çocuğuna “Sen de yaparsın!” dedin,

Bir genç kıza “Bu vatan sana emanettir!” dedin.

Bize kendimize inanmayı öğrettin.

Bugün senin açtığın yollarda yürürken

Her adımda sesin duyuluyor:

“Türk milleti çalışkandır! Türk milleti zekidir!”

Bu söz bile tek başına

Bir milletin kaderini değiştirmeye yeter.

Ey büyük Atatürk,

Senin emanetin bize ağır değil;

Başımızın tacıdır.

Cumhuriyet yalnız senin değil,

Bizim nefesimiz, özgürlüğümüz, varlığımızdır.

Şimdi bu topraklara yeniden bir gölge düşmeye kalksa,

Senin yetiştirdiğin evlatlar zincir olur karşısına.

Bir Mehmet çıkar Yozgat’tan,

Bir Ayşe çıkar Aydın’dan,

Bir Hasan çıkar Erzurum’dan,

Bir Yiğit çıkar Diyarbakır’dan…

Hepsi birden der ki:

“Bu vatan sahipsiz değildir!

Rahat uyu Atam,

Milletin ayaktadır.

Fikirlerin dağlar gibi yükselmiş,

Işığın denizler gibi dalga dalga yayılmıştır.

Anadolu’nun her taşında,

Her çocuğun göz bebeğinde,

Her bayram sabahının coşkusunda,

Her özgür nefesinde

Sen varsın, hep var olacaksın.

Ve bil ki Atam…

Bahtı kara maderinin artık yalnız değil;

Milyonlarca cesur evladı var.

Senin kurduğun ülkeye,

Senin bıraktığın emanete

Göğsünü siper eden milyonlar…

Sonsuza kadar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir