Danimarka’da 14 Türkiye Kökenli Aday: “Benim köylüm değil, benim hemşehrim değil” anlayışı ve sandığa gitmeyen Türkiyeli seçmen, kendi temsilcisini meclise gönderemiyor

Kopenhag 18 Mart 2026

Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Yıllardır en büyük azınlıklardan biri olan Türkiye kökenliler neden parlamentoda yeterince temsil edilmiyor?

Oy Vermezsen, Senin Yerine Başkası Karar Verir

Danimarka’da yaklaşan genel seçimler öncesinde Türkiye kökenli aday sayısı artmasına rağmen, parlamentoda temsil hâlâ sınırlı kalıyor. Son verilere göre farklı partilerden 14 Türkiye kökenli aday seçim yarışında yer alıyor.

Ancak bugüne kadar yalnızca Hüseyin Araç ve Yıldız Akdoğan gibi sınırlı sayıda isim parlamentoya girebildi.

En büyük sorun: Sandığa gitmemek, mikro milliyetçilik ve kişiye oy vermemek

Danimarka’daki Türkiye kökenli toplum, nüfus olarak güçlü olmasına rağmen seçim sonuçlarına aynı ölçüde yansımıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri sadece sandığa gitmemek değil; aynı zamanda “benim köylüm değil, benim hemşehrim değil” anlayışıyla ortaya çıkan mikro milliyetçilik ve oyların bölünmesi.

Örneğin, Danimarka’da Türkiye seçimleri için kayıtlı yaklaşık 36 bin seçmenden yalnızca 15 bin 663’ü oy kullandı. Bu da katılımın ciddi şekilde düşük olduğunu gösteriyor.

Bu tablo, benzer şekilde Danimarka seçimlerinde de kendini gösteriyor:

  • Seçmen var ama sandığa gitmiyor
  • Oylar kişiye değil, çoğunlukla partiye veriliyor
  • Adaylar arasında oy bölünüyor
  • Mikro milliyetçilik, ortak aday etrafında birleşmeyi zorlaştırıyor

Sonuç: Temsil gücü zayıflıyor

Sistem nasıl işliyor: Kişisel oy belirleyici

Danimarka seçim sistemi, seçmenlere sadece parti değil, doğrudan aday (kişisel oy) seçme imkânı tanıyor.

Bu şu anlama geliyor:

Aynı partideki iki adaydan, daha fazla kişisel oy alan öne geçer.

Toplum tek bir adayda birleşirse, seçilme ihtimali ciddi şekilde artar.

Yerel seçimler önemli bir mesaj verdi

2025 yerel seçimlerinde Türkiye kökenli 87 adaydan 31’i seçilmeyi başardı.

Bu sonuç açık bir gerçeği ortaya koyuyor:

Sandığa gidildiğinde başarı geliyor.

Ancak aynı başarı, ulusal parlamentoda henüz yakalanabilmiş değil.

Yaklaşık 30–35 bin seçmen neyi değiştirebilir?

Eğer Danimarka’daki Türkiye kökenli seçmen:

  • Sandığa giderse
  • Bilinçli oy kullanırsa
  • “Köylüm, hemşehrim” ayrımı yapmadan ortak adaylarda yoğunlaşırsa

Birden fazla milletvekili çıkarmak mümkün hale gelebilir.

Çağrı: Bu seçim sizin seçiminiz

Bu seçim sadece partilerin değil, temsil mücadelesinin seçimi.

  • Oy kullanmak sadece hak değil, güçtür
  • Kişisel oy vermek temsil yaratır
  • Sandığa gitmemek, başkalarının karar vermesine izin vermektir

“Partiye değil, adaya oy ver” yaklaşımı belirleyici olabilir.

Danimarka’daki Türkiye kökenli toplum, sayı olarak güçlü ama temsil olarak zayıf. Bunun temel nedeni sistem değil; katılım eksikliği, oyların bölünmesi ve mikro milliyetçiliktir.

Bu seçimde değişim mümkün.

Ama sadece bir şartla:

Sandığa gidilirse.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir