Esat Aydın İle Söyleşi

Kopenhag, 28 Ocak 2026

Fazıl Küçük Koç

TSED ve Erenler Kültür Derneği bir yazara ev sahipliği yaptı, “Kusurlu Demokrasiden Planlı Otokrasiye” Kitabının Yazarı Esat Aydın ile Söyleşi Gerçekleştirdik

Siyasal iletişim danışmanı ve köşe yazarı Esat Aydın’ın Kusurlu Demokrasiden Planlı Otokrasiye adlı kitabı
için düzenlenen imza günü ve söyleşi, Erenler Derneği’nde gerçekleştirildi.
Aydın, söyleşide kitabın temel tezini “Türkiye’nin kusurlu/eksik işleyen demokrasi deneyiminin zaman içinde planlı bir otokrasiye evrilmesi” cümlesi etrafında kurdu.

Aydın’ın anlatısı, yaklaşık yarım yüzyıllık bir siyasal zaman çizelgesi üzerinden ilerledi. 24 Ocak 1980
kararlarıyla başlayan ekonomik ve kurumsal dönüşümün, 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte siyasal alanın
daraltılması, sendikal hareketlerin sınırlandırılması ve “istikrar–güvenlik” söylemiyle yeni bir yönetim
mantığına bağlandığını vurguladı.
Bu dönemi takip eden yıllarda siyasi yasaklar, anayasal değişiklikler ve devlet-toplum ilişkisini etkileyen
kırılmaların, demokratik denetim mekanizmalarını aşındıran bir zemin yarattığını ifade etti Esat Aydın.
Söyleşide, Türkiye’nin yakın tarihindeki bazı kritik olaylara da değinildi. Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan
cinayetleri, “cemaatleşme” tartışmaları, AKP’nin tek başına iktidara gelmesi, parti-devleti eğilimleri ve
başkanlık sistemine geçiş gibi başlıklar, Aydın’ın çerçevesinde aynı siyasal hikayenin parçaları olarak ele
alındı. Aydın’a göre bu süreçte en dikkat çekici sonuçlardan biri, Meclis’in denetim gücünün zayıflaması ve siyasal karar alma süreçlerinin giderek daha merkezî bir karakter kazanması oldu.
Aydın, seçim süreçlerine ilişkin tartışmaları da bu “planlı işleyiş” okumasının önemli bir parçası olarak
değerlendirdi. Referandum döneminde geçersiz oyların sayılmasıyla ortaya çıkan tartışmalar, kamuoyunda
simgeleşen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” ifadesi ve son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gündeme gelen
manipülasyon iddiaları, Aydın’ın yorumunda “seçim kazanmak için her yöntemin meşrulaştırıldığı” bir
siyasal iklimi işaret ediyor.
Söyleşinin devamında, muhalefetin yerel seçimlerde elde ettiği başarının iktidar açısından yeni bir psikolojik
eşik yarattığını, “Erdoğan yenilebilir” inancının güçlenmesinin, siyasal alanı daha sert bir rekabete
sürüklediğini savundu.
Bu çerçevede Aydın, iktidarın yenilgi ihtimalini dışlayan bir siyasal tasarım kurduğunu; bu tasarımın da
kendisini yenebilecek rakiplerin etkisizleştirilmesi yönünde adımlarla ilerlediğini söyledi.
Bu bağlamda Ekrem İmamoğlu’na dönük siyasi ve yargısal süreçler, Aydın’ın “rakibi saf dışı bırakma”
tartışması içinde ele aldığı örnekler arasındaydı.
Bu noktada Aydın’ın çerçevesi, dünyanın başka yerlerinde “lawfare” olarak adlandırılan yöntemi
hatırlatacak biçimde, Brezilya’da siyasal rekabetin yargı süreçleri üzerinden dizayn edilmesi tartışmalarıyla
Lula da Silva örneği aynı kümeye düşüyordu.
Arjantin’de de Cristina Kirchner için benzer biçimde siyasal alanın mahkeme dosyalarıyla kuşatılması, seçim
sandığını doğrudan kaldırmadan muhalefeti “seçimsizleştiren” bir basınç üretme riskini gösteren örnekler
arasında anılıyordu.

Aydın, bugünün temel meselesini “yargının siyasete müdahalesi” ve bunun seçmen iradesi üzerinde
yaratabileceği sonuçlar üzerinden tarif etti. Ona göre sorun, kusurlu da olsa seçimlerin, yani toplumun “son sözü söyleme” imkânının, çeşitli yöntemlerle daraltılması; muhalefetin seçimle kazanma ihtimalinin yapısal
biçimde azaltıldığı bir rejim pratiğinin güçlenmesi.
Aydın’ın uyarısı sadece sandıkla sınırlı değildi; Macaristan, Hindistan ve Singapur örneklerinde görüldüğü
üzere, devletin medya–yargı–bürokrasi hattında kurduğu “hakikat tekeli”, itirazın meşruiyet zeminini
daraltarak siyaseti tek bir anlatının sınırları içine itebiliyor.
Söyleşi boyunca Aydın’ın dili, geniş bir siyasal zaman aralığını kısa bir hat üzerinde toplayan, örneklerle
ilerleyen ve dinleyiciyi tartışmanın içine çeken bir akış izledi. Katılımcılarla kurduğu etkileşim ve kronolojik
çerçeve, toplantının en güçlü yanları arasında öne çıktı.
Program sonunda dinleyicilerin bazı değerlendirmeleri de dikkat çekti. Katılımcılardan biri, “Başlangıçtan
sona tutarlı ve bütüncül bir anlatımla önemli mesajlar aldık”
derken; bir başka dinleyici “Sizi ilk kez dinledim,net anlatımınız ve mütevazı duruşunuz için teşekkür ederim” sözleriyle izlenimini paylaştı.
Söyleşiye ev sahipliği yapan Erenler Derneği’ne ve organizasyonda emeği geçenlere de kendi adıma
teşekkür ederim.

One thought on “Esat Aydın İle Söyleşi

  1. Esat, iki yılı aşkın süredir seni tanıyorum ve takip etmeye çalışıyorum.
    Söyleşinin özetini bir solukta okudum, çok güzel kaleme alınmış. Yazarı tebrik eder, teşekkürü borç bilirim.
    Son paragrafta iki katılımcının sözleri yeterlidir. Esat Aydın, “işinin ehli bir iletişimci” olduğunu yazılı ve sözlü; her türlü kanıtlıyor.
    Daima üstüne koyarak ilerleyeceğine, daha çok okunup dinleneceğine inancım tamdır.
    Nice yıllar diliyorum, sağlıkla inşallah…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir