Ürdün, Selahaddin’in Gözcüsü: Ajlun Kalesi

23 Aralık 2025

Ürdün Gezi günlüğü

Tülay Cetinkaya Saracoglu

Ortadoğu’nun kalbinde yer alan Ürdün, resmi adıyla Ürdün Haşimi Krallığı, 1946 yılında bağımsızlığını ilan etti. Yüzyıllar boyunca Roma, Bizans, Emevi ve Osmanlı İmparatorlukları gibi büyük medeniyetlerin hâkimiyeti altında kalan bu topraklar, tarih boyunca ticaret yollarının ve kültürlerin kesişme noktası oldu.

Ülkenin resmi dili Arapça, para birimi Ürdün Dinarı (JOD). Yaklaşık 11 milyon nüfusa sahip olan Ürdün’ün yüzölçümü yaklaşık 89.000 km².

Başkent Amman, modern yapılarıyla geçmişin izlerini birleştiriyor. Ancak ülkenin gerçek hazineleri, antik şehir Petra, Ölü Deniz’in tuzlu ve şifalı suları, Wadi Rum’un kızıl çölleri, Madaba’nın mozaikleri ve Ajlun’daki Selahaddin Eyyubi Kalesi gibi tarih ve doğayı buluşturan duraklarda saklı.

Bugün Ürdün’ün kuzeyindeki dağlık Ajlun bölgesindeydim. Çam ormanlarının arasında, dağların tepesinde dimdik duran Ajlun Kalesini ziyaret ettim. Öğrendiğim kadarıyla bu etkileyici kale, Selahaddin Eyyubi’nin yeğeni ve komutanı İzzeddin Usama bin Munqidh tarafından, 1184–1188 yılları arasında inşa edilmiş.

Kale, o dönemde Haçlı Seferleri’nin en sert zamanlarında, Selahaddin’in Kudüs’ü geri alma planının bir parçasıymış.

Yine öğrendiğim kadarıyla, Selahaddin kuzeyde bir savunma hattı kurmak istemiş; çünkü Haçlılar güneydeki Kerak Kalesi’nden sürekli saldırılar düzenliyormuş. Bu kale, hem Ürdün Vadisi’ni hem de Şeria Nehri’ni gözetleyebilecek mükemmel bir noktada yapılmış.

Bugün o yüksek duvarlara çıktığınızda, göz alabildiğine uzanan yeşil tepeler ve uzaklarda Ghor Vadisi görünürken, neden buranın bu kadar stratejik olduğunu anlamak hiç zor değil.

Kale dört büyük kuleyle çevrili, kalın taş duvarları hâlâ dimdik ayakta. İçinde su sarnıçları, gizli geçitler, hatta eski askerî depolar bulunuyor. Rehberin anlattığına göre 13. yüzyılda Memlük Sultanı Baybars burayı yeniden onarmış.

Kalenin içinde küçük bir müze var; Eyyubi ve Memlük dönemine ait madeni paralar, seramik parçaları, eski ok uçları sergileniyor. Taşların arasından yüzyılların hikâyeleri sanki fısıltı gibi duyuluyor.

Yerel halktan biri bana bir efsane anlattı. Diyor ki: Selahaddin Kudüs’ü kuşatmaya hazırlanırken bir gün bu kaleye çıkmış ve güneye doğru bakarak dua etmiş:

“Bu dağlar İslam’ın gözcüsü olacak; özgürlük ışığı buradan Kudüs’e inecek.”

Ve gerçekten de kısa bir süre sonra, 1187’deki Hıttin Savaşı’ndan sonra Kudüs yeniden Müslümanların eline geçmiş.

Bu yüzden Ajlun halkı hâlâ bu kaleye “Zaferin Gözcüsü (Rabat el-Feth)” adını veriyor.

Bugün Ajlun Kalesi, Ürdün’ün en iyi korunmuş İslamî kalelerinden biri.

Benim için ise sadece bir taş yapı değil; Selahaddin’in vizyonunu, sabrını ve özgürlük inancını yansıtan canlı bir hatıra.

O yüksek burçların tepesinde durduğumda, sanki geçmişten gelen bir sessizlikle, tarihin nefesini hissettim.

Kaynakça:

  1. Jordan Tourism Board – “Ajloun Castle: Ayyubid Fortification”

    (visitjordan.com)
  2. UNESCO World Heritage Tentative List – “Ajlun Castle (Qal’at ar-Rabad)”
  3. Al-Khatib, Ahmad (2019). The Strategic Role of Ajloun Castle during the Crusades, University of Jordan Historical Review.
  4. BBC Arabic History Files – “قلعة عجلون: قلعة صلاح الدين في شمال الأردن.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir