Urfa’da 100 Yıl Önceki Unutulan Kış: 45 Gün Süren “Büyük Kar Senesi”

Kopenhag, 31 Aralık 2025

Tülay Çetinkaya Saraçoğlu / Gazetedk.online

Fahri bir Urfalı olarak, her defasında o topraklara döndüğümde tarihin nefesini yeniden hissediyorum. Üç yıl üst üste gittiğim Şanlıurfa’da, Göbeklitepe ve Karahantepe üzerine yaptığım söyleşiler, kazı alanlarındaki gözlemlerim ve bölge insanıyla yaptığım sohbetler bana hep aynı gerçeği hatırlattı: Urfa sadece bir şehir değil, geçmişin bugüne uzanan canlı bir hafızası.

Taş Tepeler Projesi’nin tanıtımı için Danimarka’ya gelen kazı başkanı Prof. Necmi Karul’un sunumlarını yerinde takip ettim, ardından bu sunumlar üzerine makaleler kaleme aldım. Şanlıurfa’ya her gidişimde Karul’u kazı alanında ziyaret ettim, çalışmaları yakından gözlemledim ve ilk ağızdan doğru bilgileri alarak kamuoyuna aktardım.

Göbeklitepe arazisinin sahiplerinden Mehmet Tarık Yıldız ve Karahantepe arazisinin sahiplerinden İsmail Can ile kazı öncesi o topraklara ait hikâyeleri dinledim, onların anlatımlarını yazıya döktüm. Tüm bunları, Urfa’yı Danimarka ve İskandinavya’da tanıtmak için gönüllü olarak yaptım. Çünkü Urfa, insanın kök hafızasına dokunan bir medeniyet hikâyesi barındırıyor.

Ve şimdi… Urfa yine gündemde, bu kez karla.

Son günlerde kenti etkisi altına alan kar yağışı, beni tarihin unutulmuş bir sayfasına götürdü. Çünkü yaklaşık 100–114 yıl önce, 1911–1912 yıllarında, Urfa “beyaz bir sessizliğin” içine gömülmüştü.

O yılın Aralık ayında başlayan yoğun kar yağışı, tam 45 gün boyunca sürdü.

Fırat Nehri buz tuttu, yollar kapandı, köyler birbirinden koptu. Şehirde hayat neredeyse durdu. Ekmek azaldı, fiyatlar arttı, insanlar zorlukla ısınmaya çalıştı. Kurtlar, açlıktan yerleşim yerlerine kadar indi. Fakat tüm bu zorluklara rağmen Urfa halkı direndi, dayanıştı, ayakta kaldı.

O kış, halkın dilinde “Büyük Kar Senesi” olarak anıldı.

Bu hikâye sadece bir doğa olayı değil; bir toplumun dayanma gücünün, sabrının ve birliğinin sembolüydü.

☁️ Bugün halk arasında “Kırmızı Kar” olarak anlatılan efsaneye gelince…

Tarihsel kayıtlarda bu ifadeye rastlanmıyor. Ancak bölgenin kırmızı toprak dokusu ile karın birleşmesi, bu görsel algıyı yaratmış olabilir. Yani “kırmızı kar” anlatısı, bilimsel olarak değil ama halk belleğinde, Urfa’nın rengini taşıyan bir sembol olarak yaşamaya devam ediyor.

Bugün Urfa’ya yeniden kar yağdığında, belki o eski kışın sessizliği de hatırlanıyor.

“Büyük Kar Senesi”, sadece karla örtülmüş bir şehir hikâyesi değil — geçmişin bugüne fısıldadığı bir dayanışma masalı.

Urfa’nın karla kaplı geçmişine selam olsun…

Yeni yılınız kutlu olsun.

Size Urfa Taş Tepeler ile ilgili yazılarımdan birkaç link bırakıyorum, daha fazlası gazetedk.online da

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir