Kopenhag, 5 Ocak 2026
Tülay Çetinkaya Saraçoğlu
İyi niyetle söylenen dileklerin bazen özel hayat sınırlarını nasıl aştığını fark ediyor muyuz?
Yeni yıl yaklaşınca insanlar birbirine dileklerde bulunur. “Mutlu yıllar”, “sağlık, huzur, bereket dolu bir yıl” deriz…
Ne güzel gelenek. Ama bazen o iyi dileklerin içinde, farkına varmadan bir müdahale gizlidir.
Mesela birisi bekarsa hemen denir ki:
“Ah, bu yıl gönlüne göre biriyle tanış, artık sen de evlen!”
Sanki bekar olmak tamamlanmamış bir hâlmiş gibi.
Sanki insan, mutlu olabilmek için illa bir “eş”le taçlanmak zorundaymış gibi.
Bir arkadaşın “her şeyin var da Allah bir de hayırlı bir koca versin” dediğinde, bu cümle bir iyi niyet mi, yoksa bir eksiklik ilanı mı? Belki farkında olmadan, insanın kendi hayatına duyduğu memnuniyeti gölgeleyen bir söze dönüşüyor.
Bir başkasına dönelim:
“Ne güzel, kimseye bağlı değilsin, özgürsün, keyfine bak.”
Bu sefer de yalnızlığı bir zorunlulukmuş gibi sunuyorlar.
Evli olsan “niye çocuk yok”, çocuk yapsan “niye ikinci yok”, ikinciyi yapsan “bu zamanda 2.ci çocuk mu yapılır” deniyor.
Yani hiçbir zaman “tam” olamıyorsun.
Üstelik bu sadece özel hayatla sınırlı değil.
Çalışırsın, yeni bir iş kurarsın:
“Ay ne gerek vardı, başına iş açtın.”
Hiçbir şey yapmadığını farz et, iş ararsın:
“Ay sen de bir iş bulamadın gitti.”
Yani insan ne yaparsa yapsın, “elalem”in gözünde hep bir eksik, hep bir yanlış vardır.
Bizde bir kavram vardır: Elalem.
Kimdir bu elalem?
Aslında kim olduğunu bilmediğimiz, ama hep hayatımıza karışan o görünmez kalabalık.
Sen ne yaparsan yap, onların bir yorumu mutlaka vardır.
Geçenlerde bir tanıdığım paylaşmıştı sosyal medyada:
“Balık kavağa çıkınca evleneceğim.”
Belli ki o da bunalmış aynı sorulardan:
“Ne zaman evleneceksin?” “Ne zaman yeniden başlayacaksın?”
Belki de yeni yılda en güzel dilek, birbirimizin özel alanlarına saygı duymak olmalı.
Kimin ne zaman evleneceğini, çocuk yapacağını, iş kuracağını ya da kurmayacağını konuşmak yerine
herkesin kendi yolunda, kendi kararlarıyla huzur bulmasını dileyelim.
Çünkü gerçek dilek budur:
Kendi yolunda, kendi hızında, kendi kararlarınla mutlu olman.
