Kopenhag, 23 Subat 2026
Sıla As
2025 yılı, küresel deniz üstü rüzgar enerjisi sektörü için zor geçti. Birçok ülke projelerini erteledi, ihaleler ilgi görmedi ve sektör ekonomik belirsizliklerle karşılaştı. Fakat 2026’ya girerken rüzgar tekrar esiyor: deniz üstü rüzgar enerjisi yeniden büyüyen bir rol üstlenmeye başladı.
Geçtiğimiz Ocak ayında dünya genelinde deniz üstü rüzgar alanında ardı ardına önemli adımlar geldi. Avrupa’da ve ötesinde yeni projeler, ortak girişimler ve rekor kapasite hedefleri açıklanarak sektörün yeniden ivme kazandığı görüldü.
Öncelikle, dokuz Avrupa ülkesi birlikte hareket ederek Kuzey Denizi’nde toplamda 100 gigavat (GW) kapasiteye ulaşmak üzere güçlerini birleştirme kararı aldı. Bu hedef, bölgedeki temiz enerji üretimini artırmayı ve kıta çapında enerji güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu girişimde Danimarka’nın Bornholm’daki enerji adası projesinin de rol alacağı belirtiliyor: adanın çevresindeki rüzgar santralleri için bir merkez görevi görmesi planlanıyor.
Aynı dönemde İngiltere’de yapılan deniz üstü rüzgar ihalesinde tam 8.4 GW’lık kapasite rekoruyla projeler kazandı. Bu, Avrupa tarihinin en büyük offshore rüzgar ihalesi olarak kayda geçti ve bu kapasite ile yaklaşık 12 milyon evin elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. İhale sonuçları, sektörde maliyetlerin yeniden düşebileceğine ve yatırımcı güveninin toparlandığına dair güçlü bir sinyal verdi.
Avustralya’da Victoria eyaleti de ilk deniz üstü rüzgar ihalesini 2026 Ağustos’ta başlatacağını duyurdu. Bu adım, bölgesel rüzgar enerjisi pazarlarının sadece Avrupa ile sınırlı kalmadığını, küresel çapta yeni girişimlerin hız kazandığını gösteriyor.
Danimarka tarafında da hareketlilik sürüyor. Ülkenin enerji ajansı yeni üç deniz üstü rüzgar çiftliği için ihale sürecini başlattı. Kuzey Denizi ve Kattegat bölgelerinde planlanan bu projelerle yaklaşık 2,8 GW’lık yeni kapasite hedefleniyor; bu da milyonlarca haneye yeşil enerji sağlayacak şekilde tasarlanıyor.
Bu gelişmeler, 2025’te yaşanan durgunluğun ardından sektörün yeniden toparlandığı ve yeni hedeflerle yoluna devam ettiği izlenimini veriyor. Dünya genelinde deniz üstü rüzgar enerjisi projeleri hem ekonomik hem de iklim hedefleri açısından kritik bir araç olarak konumlanmayı sürdürüyor.
