İki sanat aşığı jeolog tarafından dünyaya getirilen iki sanat aşığı kız çocuğunun iki numarasıyım. Evin her köşesinde kulaktan duyma öğrendiği sazını çalan babam, her bulduğu vaktinde yaptığı tuvallerle evin duvarlarını süsleyen annem ve kendini bildi bileli moda aşığı ve evin bülbülü olan ablam benim için hep en büyük ilhamım oldular.
Şimdi en büyük ilhamlarımdan uzakta geldiğim bu yabancı şehirde, bir mimar, bir tasarımcı olarak hayatımı idame ettiriyor, her gün yeni ilhamlar arıyor ve yeni şeyler keşfediyorum. Kopenhag ise bu açıdan kültür ve sanat dünyasına olan hassasiyeti ve özeniyle benim için yeni bir ilham kaynağı olma yolunda karşıma hep güzel şeyler çıkmaya devam ediyor.
3 yıldan uzun süredir yaşadığım bu şehirde kendimi sanat ve kültür alanında aktif tutma yollarımı sizlerle paylaşma niyetindeyim. Kopenhag’ın sokaklarında gizlenen sanat galerilerinden, en güzel kitapçılarına, gündüz vaktinden akşam vaktine deneyimleyebileceğiniz jazz dolu mekânlardan şehrin en güzel tiyatrosunda izleyebileceğiniz bale ve opera gösterilerine kadar her şeyi beraber tekrardan keşfedelim mi?
Sonbaharın gelmesiyle beraberinde getirdiği bu yağmurlu günlerde yapabileceğimiz en kuru ilham turlarıyla başlayalım derim. Mesela Danimarka’nın lokallerinin bile pek bilmediği sanat galerilerini gezelim bu hafta, ne dersiniz?
Benim favori koleksiyonlarımdan biri olan ve şehrin merkezinde belki de en çok bilinen müzelerinden biri olan SMK’nin hemen arkasında saklı kalmış “Hirschsprung Samling”. Bu koleksiyon Heinrich Hirschsprung isimli bir sanat koleksiyoncusuna ait bir koleksiyon. Bünyesinde neredeyse 100 yıl öncesinden bu yana gelen 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başı birbirinden çok ünlü Dan sanat eserlerini barındırıyor. Bu eserlerin ünlü sanatçıları arasında C.W. Eckersberg, Christen Købke, P.S. Krøyer, Anna Ancher ve Vilhelm Hammershøi isimleri yer alıyor.
İkinci koleksiyonumuzda yine fazla uzaklaşmadan hemen Kongens Have’nin yakınında bulunan “Davids Samling” ile devam edelim isterim. Bu koleksiyon bünyesinde birden çok ülke, kültür ve dine ait sanat eserleri barındırıyor. Bu açıdan şahsen Danimarka’daki birçok müze ve sanat galerilerinin aksine Avrupa’yı aşıp Doğu’ya, Doğu’yu aşıp Orta Doğu’ya ulaşan bir koleksiyon.
Üçüncü ve bu haftanın final durağı olarak da yine şehir merkezinden çok da uzakta bulunmayan “Medicinsk Museion”u seçmek isterim. Her zevke hitap etmeyeceğini düşünmekle beraber biraz da alışılmışın dışına çıkalım dedim. 1787 yılından 1942 yılına kadar Kraliyet Cerrahi Akademisi’ne ev sahipliği yapmakla beraber tarihsel açıdan da mimari açıdan da sergisi haricinde çok ilgi çekici bir müze. Sergilerine dönersek de tahmin edilebileceği üzere binanın cerrahi akademi fonksiyonuna hitap eden bir koleksiyona sahip. O dönemde cerrahide kullanılan yöntemlerden, uygulamalardan, cerrahi aletlerden, cerrahi deneylerin detaylarına kadar birçok ilgi çekici bilgiyi öğrenebileceğiniz bir sergi koleksiyonuna sahip.
Umuyorum ki bu tur sonbaharınıza renk katar. Bol ilhamlı ve bol meraklı günlerde buluşmak üzere.
Doğa Gürler kimdir?
2000 yılında Ankara’da doğdum. Çankaya Üniversitesi İç Mimarlık bölümünü ikincilikle bitirdim ve aynı zamanda Mimarlık bölümünde çift anadal yaptım. İç Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra, eğitimim süresince ilgimi çeken ışık ve aydınlatma alanında yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisansım sırasında staj yaptığım Fortheloveoflight isimli mimari aydınlatma firmasında, stajımın ardından tam zamanlı olarak Aydınlatma Tasarımcısı pozisyonunda çalışmaya başladım.
Zamanımın büyük bir kısmını sanatla, kitaplarla ve filmlerle geçiriyorum. Bu dünyada, eğitimimin kazandırdığı vizyonla sizlere tasarımın ve sanatın inceliklerini sunmayı hedefliyorum.
