Kopenhag 6 Aralık 2025
Bu yıl Cumhuriyet’in 102. yılı, Danimarka’da alışılmış kutlama biçimlerinden farklı bir atmosferde anıldı. TSED sanat etkinliklerinin girişimiyle düzenlenen programda, sanatın birleştirici yönü ön plana çıkarıldı. Bu çerçevede Türkiye’den gelen tiyatro ve sinema sanatçısı Berna Laçin, Türkiye’de yoğun ilgi gören tek kişilik oyunu Hayal Satıcısı ile başkent Kopenhag’da sahne aldı.
Etkinlik öncesi kısa bir konuşma yapan CHP Danimarka Birliği Başkanı Fazıl Küçükkoç, bu yılki Cumhuriyet kutlamalarını “sanatla nefes alan” bir etkinliğe dönüştürmek istediklerini belirterek, şunları söyledi:
“Daha önceki yıllarda Cumhuriyet’i balolar, konserler ile kutladık. Bu yıl farklı bir şey olsun, sanatla bütünleştirelim istedik.”

Berna Laçin’in sahneye taşıdığı Hayal Satıcısı, sıradan bir tiyatro metni değil; kadının toplum içindeki yeri, sesi ve direnişi üzerine kurulmuş güçlü bir anlatı.
Gerçek bir hikâyeden esinlenen oyun, “Kadife” adlı bir kadının evlilik, baskı, sessizlik, yalnızlık ve yeniden doğuş hikâyesini merkezine alıyor. Kadife, yıllar süren şiddet ve baskıdan sonra kendi ayakları üzerinde duran, “Falcı Serpil” kimliğiyle hayal satan ama aslında kadınlara umut veren bir karaktere dönüşüyor.

Bu hikâye aracılığıyla Laçin;
- Kadının toplumda “kabullenilmiş” rollerini sorgulatıyor,
- Evlilik, gelenek, itaat gibi kalıpların ardındaki görünmez şiddeti ortaya çıkarıyor,
- Ve en önemlisi, kadının kendi iç sesini bulma cesaretini sahneye taşıyor.
Berna Laçin — Apolitik Kalmayan, Vicdanlı Bir Sanatçı
Berna Laçin tam anlamıyla “apolitik kalmayan, toplumun sesini duyuran bir sanatçı”:
- Güncel meselelerde sessiz kalmaz; toplumsal adaletsizlikleri, kadına yönelik şiddeti, eğitim eşitsizliğini sık sık dile getirir.
- Ne bir ideolojinin temsilcisidir ne de bir tarafın; ama doğru bildiğini cesurca söyleyen, eleştirel düşünmeyi teşvik eden bir sanatçıdır.
- Onun duruşu “muhalif olmak için muhalif” değil; vicdani bir farkındalıkla, toplumun iyileşmesini dert edinen bir muhalefettir.
Bu yönüyle Laçin, sanatın toplumsal değişime aracılık etmesi gerektiğine inanan bir çizgidedir.
Tiyatroyu yalnızca eğlence değil, farkındalık ve dönüşüm alanı olarak görür.

Eğlendirirken Düşündüren, Kadının Gücünü Hissettiren Sanat
Hayal Satıcısı, sahnede bir kadının hikâyesini anlatırken, perde arkasında bütün bir toplumun yüzleşmesi gereken gerçekleri gösteriyor.
İzleyici gülerken düşündürüyor; hikâyenin içinde kadının içsel gücünü, dayanıklılığını ve yeniden doğuşunu hissettiriyor.
Berna Laçin bu oyunda hem oyuncu hem anlatıcı kimliğiyle, “kadının sesi olmanın ötesinde, kadının kendisi oluyor.”
Onun performansı, seyircide “ben de bu hikâyenin bir parçasıyım” duygusu yaratıyor.
Sonuç: Hayal Satıcısı — Sanatın Vicdanla Buluştuğu Yer
Berna Laçin, apolitik kalmayan ama siyasete sıkışmayan bir sanatçıdır.
O, toplumun vicdanında yankı bulan sesiyle; doğru bildiğini söyler, düşündürür, güldürür, sarsar.
Hayal Satıcısı ise bu duruşun sahnedeki hâlidir — kadının gücünü, insanın direncini ve umudun hâlâ mümkün olduğunu hatırlatan bir anlatı.

Berna Laçin ile Oyun Sonrası Söyleşi

Bu hikâyeyi sahneye taşıdıktan sonra izleyicide kalmasını istediğiniz nedir? Yüzleşmek mi, utanmak mı?
Berna Laçin: Aslında tamamen, tam da tiyatronun tarihinde olduğu gibi, ayna görevi görmek istiyorum. Herkes, bu sahnedeki aynada, Serpil üzerinden bakıp kendini, çevresini, kadınların durumunu görsün istiyorum. Bu anlamda yüzleşmek olduğunu, evet, söyleyebiliriz. Aslında bakıp, ağlanacak hâlimize de gülüyoruz. Durumumuz bu. Yani baktığınızda, “Evet ya, bu oluyor. Benim başıma gelmediyse de, şu gelmişti” ya da “ben buna sahip olmuşum” diyebilirim.
Siz aktivist bir sanatçısınız. Bugün Türkiye’de böyle olmak cesaret mi, sorumluluk mu?
Berna Laçin: Ben aktivist bir sanatçıyım. Yani bu ne demektir? Toplumda olup bitenle ilgilenen, onun arkasında duran, takip eden, halkın dertlerini gün yüzüne çıkarmak isteyen kişi demektir. Zaten sanat bu demek. Zaten sanatçı olunca da böyle olunabilir ancak. Olmadan sanatçı olunmaz. Bütün dünya genelinde böyledir. Yani, eğer siz bir sanatçıysanız, Filistin’de ölen çocuklar için sesinizi duyurmak zorundasınızdır. Başka bir yerde haksızlığa uğrayan bir kadın, Danimarka’da da olsa, onun arkasında durursunuz. Ama öncelikle tabii ki herkes kendi toplumunun dertlerine eğilmek zorundadır. Çünkü yaptığımız şey zaten sahneyi ayna olarak kullanmak. Yani insanların gelip, burada hayatı da, hayali de, hepsini görmeleri.
Kadının hikâyesini anlatmak yalnızca farkındalık yaratmak mı, yoksa değişimin kendisini başlatmak mı?
Berna Laçin: Hepsi. Yani bizim burada yapmak istediğimiz şey, elbette ki öncelikle bir fark ettirip, sonra insanları düşündürüp, ardından küçücük bile bir değişimin kıvılcımını yakabilmek. Bir kişiyi bile düşündürüp, “Evet ya, niye böyle yapıyoruz?” dedirtip hayatının farklı bir dönemine geçirtebilirsek, bu benim hayatım için çok büyük bir kazanım olur. Nitekim bunca yıl içinde böyle birkaç hikâyeyle karşılaştım. Bu da benim büyük mutluluğum. Bunun karşılığını görüyor olmak çok güzel oluyor.
Çok teşekkür ederim.
Berna Laçin: Ben teşekkür ederim.

