Kopenhag, 19 Ocak 2026
Doğa Gürler
Artık son zamanlarda etrafımıza çok bakmaz, ilgilenmez olduk. Kendimizi içinde kaybettiğimiz günlük rutinler sebebiyle gerçek hayattan kopmuş bir hale geldik. İnsanlar telefonlarına bakmadan yürüyemez, hatta tek başlarına bir yerde birini beklerken bile iki dakika telefona bakmadan duramaz oldu. Eskiden okuduğumuz romanlardaki distopik sosyal yapıya varan bir ‘asosyal’ devrin başında hatta belki de çoktan ortalarındayız.
Gerçekten bir şeyler görüp, bir şeylerin farkına varmak için en son ne zaman başınızı kaldırıp etrafınıza baktınız. Peki bu eylemi gerçekten merak duygusuyla mı gerçekleştirdiniz? Ben bu soruları her gün kendime sormaya çalışıyorum. Ne kadar acele içerisinde bir yere gidiyor da olsam, uzun bir otobüs yolculuğunda da olsam bazen durup kulaklığımı çıkarıp telefonumu çantama koyup etrafımı inceliyorum, çünkü gerçekten merak ediyorum, dışarıda ne oluyor? Ve bir soru sormak istiyorum, insanlardaki bu değişim sanat algısını nasıl etkiliyor?
Sanat aslında çok geniş bir kavram ya da daha doğrusu kişiye göre çok değişken bir kavram. Ben biraz daha bugün konuşmak istediğim alana doğru yöneleceğim. Normal gündelik hayatımızda sanat eserini görmek için müzelere, galerilere ve sergilere gideriz. Buradaki asıl amaç sanat eserini görmektir, bir tablonun önünde dururuz, inceleriz ve belki de fotoğrafını çekip bir sonraki tabloya geçeriz. Peki ya bir sanat eseri her gün kullandığımız, acele ile bir yere yetişme telaşında iken kullandığımız bir metro istasyonuna yerleştirilse, sizce bunu fark edebilir miyiz?
Ben fark edemedim. Hatta etrafımda sorduğum tanıdıklarım da fark edememişler. Oysa ki bu sanat eserinin asıl amacı insanları günlük rutinlerinin ve acelelerinin arasında durup bir anlığına bulundukları anı ve mekanı fark etmelerini sağlamak, yüzlerine bir gülümseme koymak. Peki siz fark ettiniz mi?
Bahsettiğim eser Kopenhag’ın merkezinde bulunan Kongens Nytorv metro istasyonuna yerleştirilmiş Danimarkalı sanatçı Jeppe Hein’in ‘Coloured Mirror Baloons’ isimli eseri.
Bu eserdeki benim en çok ilgimi çeken şey bu renkli balonların o kadar doğal bir şekilde metro istasyonuna yerleştirilmesi ki gerçekten adeta küçük bir çocuğun elinden kaçmış bir balon izlenimi vermesi. 2017 yılında metroya yerleştirilmiş bu eser bir çok farklı renkten oluşan aynalı balonlar serisinden oluşuyor. Peki siz bu eseri fark etmiş miydiniz? Eğer etmediyseniz bir sonraki Kongens Nytorv yolculuğunuzda siz de telefonunuzu çantanıza koyun, yavaşlayın ve etrafınıza bakın.
Ve belki kim bilir sizin karşınıza ne çıkar.
(Küçük bir soru: Havneholmen istasyonundaki garipliği siz de fark ettiniz mi?)
Yazan: Doğa Gürler
Doğa Gürler kimdir?
2000 yılında Ankara’da doğdum. Çankaya Üniversitesi İç Mimarlık bölümünü ikincilikle bitirdim ve aynı zamanda Mimarlık bölümünde çift anadal yaptım. İç Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra, eğitimim süresince ilgimi çeken ışık ve aydınlatma alanında yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisansım sırasında staj yaptığım Fortheloveoflight isimli mimari aydınlatma firmasında, stajımın ardından tam zamanlı olarak Aydınlatma Tasarımcısı pozisyonunda çalışmaya başladım.
Zamanımın büyük bir kısmını sanatla, kitaplarla ve filmlerle geçiriyorum. Bu dünyada, eğitimimin kazandırdığı vizyonla sizlere tasarımın ve sanatın inceliklerini sunmayı hedefliyorum.
