İstanbul 22 Şubat 2026
Adnan Ateş
Oturum Hayali, Hapis Cezasına Dönüşebilir!
Son yıllarda yurt dışında oturum izni arayışı hız kazandı. Özellikle Yunanistan tarafından sunulan ve kamuoyunda “Golden Visa” olarak bilinen yatırım yoluyla oturum programı, Türk yatırımcıların radarına güçlü biçimde girdi. Reklamlar cazip: Avrupa’da serbest dolaşım, aile için oturum hakkı, görece düşük yatırım eşiği. Ancak madalyonun diğer yüzü çoğu zaman broşürlerde yer almıyor.
Yanlış beyan, eksik evrak ya da gayrimenkul değerinin gerçeğe aykırı gösterilmesi, yalnızca oturum hakkının iptaliyle değil, 10 yıla varan hapis cezasıyla sonuçlanabiliyor.
Golden Visa nedir, ne değildir?
Öncelikle kavramı netleştirelim. “Golden Visa” bir marka adı değil, yatırım karşılığı verilen oturum izninin popülerleşmiş ifadesi. Programın temel mantığı şu: Belirlenen tutarlarda gayrimenkul yatırımı yaparsınız, karşılığında oturum hakkı elde edersiniz.
Ancak yatırım eşikleri bölgeye göre değişiyor. İş yerinden konuta çevrilmiş projelerde daha düşük limitler söz konusu olabilirken, doğrudan konut alımında rakam yükseliyor. Bazı adalarda ise eşik çok daha yüksek. Burada kritik nokta şu: Rakamlar sabit değil, mevkiye ve düzenlemelere göre değişken.
İşte tam da bu noktada sorun başlıyor.
“En kestirme yol” söylemine dikkat
Son dönemde bazı inşaat şirketlerinin ve aracı firmaların reklamlarında benzer bir dil öne çıkıyor:
“Golden Visa için en hızlı yol”,
“Garantili oturum”,
“Hiç risk yok”,
“Biz tüm süreci hallediyoruz.”
Bu ifadeler kulağa güven verici gelebilir. Ancak yatırım hukukunda “garanti” kelimesi her zaman alarm zili çaldırmalıdır. Çünkü oturum izni, nihai olarak devletin egemenlik yetkisi kapsamında verdiği bir idari karardır. Hiçbir özel şirket bunu garanti edemez.
Daha da önemlisi, bazı projelerde taşınmazın gerçek piyasa değeri ile beyan edilen değer arasında fark oluştuğu iddiaları gündeme geliyor. Eğer bir taşınmazın değeri gerçeğe aykırı şekilde yüksek gösteriliyorsa, bu yalnızca bir “ticari taktik” değil, ceza hukuku meselesidir.
Yanlış Beyan: İdari sorun değil, cezai risk
Yunan makamları son dönemde denetimleri sıkılaştırdı ve geçmişe dönük incelemelere başladı. Yanlış beyanın tespiti halinde:
• Oturum izni iptal edilebilir.
• Yeniden başvuru hakkı kısıtlanabilir.
• İdari para cezaları uygulanabilir.
• 10 yıla varan hapis cezası gündeme gelebilir.
Burada kritik olan, yatırımcının “Ben bilmiyordum” savunmasının çoğu zaman yeterli olmamasıdır. Çünkü resmi makamlara sunulan beyanın altındaki imza, sorumluluğu doğrudan yatırımcıya yükler.
Yatırımcı ne yapmalı?
Program şartlarını mutlaka Yunanistan’ın resmi makamlarının yayımladığı güncel mevzuattan teyit edin. Broşür değil, mevzuat okuyun. Gayrimenkulün piyasa değerini bağımsız ve güvenilir bir ekspertizle doğrulayın. Banka transferleri, sözleşmeler ve ödeme kayıtları eksiksiz ve izlenebilir olmalı. Sadece satış odaklı aracı firmalarla değil, uluslararası yatırım ve göç hukuku alanında uzman bir hukukçu ile çalışın. Eğer süreç gereğinden fazla kolay anlatılıyorsa, muhtemelen anlatılmayan bir risk vardır.
Avrupa hayali kuruyorlar ama hapis gerçeğinden kimse bahsetmiyor?
Avrupa’da oturum hakkı elbette stratejik bir yatırım olabilir. Eğitim, iş ve serbest dolaşım açısından avantajlar sunabilir. Ancak bu sürecin hukuki zemini sağlam değilse, avantaj bir anda ağır bir yükümlülüğe dönüşebilir. Unutulmamalı ki yatırım kararları yalnızca finansal değil, aynı zamanda hukuki risk analizine dayanmalıdır. “Golden” ifadesi kulağa parlak geliyor olabilir; fakat hukuka aykırı bir adım atıldığında o parlaklık yerini ciddi yaptırımlara bırakabilir.
Avrupa kapısını aralarken, arkanızda açık bir dosya bırakmamak için attığınız her imzayı iki kez düşünün. Çünkü bir oturum izni, yanlış adım atıldığında özgürlüğünüzden daha değerli değildir.
Unutmayın! Satıcının güven vermesi ve alıcının da güvenmesi her zaman iyidir ama alıcının TEDBİR alması daha iyidir..
Sevgiyle kalın.
