Kopenhag, 23 Kasım 2025
Gezi Günlüğü: Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Bu ay Çin’in tarihi Xian kentinde, “Goa Family Mansion” adlı eski bir konakta gölge oyunu/tiyatrosu izleme fırsatım oldu. Gösteri başlamadan önce, ışığın arkasında incecik derilerden yapılmış figürler sıralandı; müzik sesi duyulunca gölgeler perdeye yansıdı ve aniden canlandılar. O anda çocukluğumun sesleri kulaklarımda yankılandı: “Hacivat Karagöz perdeye gel!”

Çocukken, Türkiye’de Ramazan akşamlarında radyodan ya da siyah beyaz televizyondan Karagöz ile Hacivat oyunlarını dinlerdim. O gölge oyunları sadece mizah değildi; içinde halkın dili, toplumsal eleştiri, bilgelik ve gündelik yaşamın renkleri vardı. Karagöz’ün saf, dobra sesiyle Hacivat’ın süslü dili birbirine karışır, perde hem güldürür hem düşündürürdü.

Yıllar sonra, bambaşka bir coğrafyada, Xian’da bir gölge oyunu/tiyatrosu izlerken o eski duygunun yeniden canlanması beni hem şaşırttı hem duygulandırdı. Çünkü bu sefer izlediğim sahne, Çin gölge tiyatrosu (皮影戏 – pí yǐng xì) idi. Fakat perde, ışık ve gölge aynı dili konuşuyordu.

Işığın ve Gölgenin Ortak Tarihi
Gölge tiyatrosu, insanlığın en eski anlatım biçimlerinden biri olarak bilinir.
- Çin kaynaklarına göre, bu sanat formu Han Hanedanı dönemine (yaklaşık 2000 yıl öncesine) kadar uzanıyor.
- Efsaneye göre, bir imparator ölen eşinin özlemiyle bir gölge oyunu yaptırmış; gölgede canlanan suret, yaşayan bir hatıraya dönüşmüş.
- Bu oyun biçimi daha sonra İpek Yolu boyunca Asya’nın batısına, İran’a, Mısır’a ve oradan Osmanlı topraklarına kadar yayılmış.
Osmanlı döneminde Karagöz ve Hacivat karakterleriyle biçimlenen gölge tiyatrosu, zamanla halkın sesi hâline gelmiş. Türkiye’de özellikle Ramazan geceleriyle özdeşleşmiş, çocukların iftar sonrası eğlencesi olmuştur. Karagöz perdedeki mizahıyla halkın ruhunu yansıtırken, Hacivat bilgi ve düzenin sesi olmuştur.
Komşu Perde: Yunanistan’da Karagiozis
- yüzyılda Osmanlı hâkimiyeti altındaki Yunan topraklarında gölge tiyatrosu Karagiozis adıyla yeniden doğmuş.Kelimenin kökeni bile Türkçe “Karagöz”den geliyor. Yunan sanatçılar bu karakteri kendi toplumlarına uyarlayarak farklı hikâyeler anlatmışlar: Karagiozis artık Osmanlı yerine Yunan köylüsü olmuş, karşısında yerel yöneticiler ve zenginler belirivermiş.
Bu nedenle Türkiye ile Yunanistan arasında “Karagöz mü Karagiozis mi kime ait?” tartışması hiç bitmemiştir. Oysa her iki tarafın perdesinde de aynı şey parlar: halkın sesi ve mizahın gücü.
Çin Perdesiyle Yeniden Buluşma
Bugün Çin’de gölge tiyatrosu hâlâ canlı bir sanat dalı. Xian’da izlediğim gösteri, rengârenk deri figürlerle, geleneksel müzik eşliğinde, binlerce yıllık bir anlatı biçimini yaşatıyordu. Gösteriden sonra ustalarla sohbet ettiğimde, onların da Türk gölge tiyatrosunu bildiklerini ve hatta bazı festivallerde Türk Karagöz ustalarıyla birlikte sahne aldıklarını öğrendim.
Yani artık “kimin sanatı?” tartışmasından çok, ortak kültürel miras konuşuluyor. Çin, Türkiye ve Yunanistan arasında gölge tiyatrosu üzerinden kültürel bir köprü kurulmuş durumda.

Gölgeyle Aydınlanmak
Bir zamanlar çocukluğumun radyo perdesinde, Karagöz ile Hacivat’ın tartışmalarına gülerek büyüdüm. Bugün aynı ışığın altında, farklı dillerde ama aynı estetik duyguyla yanan gölgeleri izlerken şunu düşündüm:
Işık değişir, perde değişir, ama insanın hikâye anlatma arzusu hiç değişmez.
Gölge tiyatrosu, sadece bir eğlence biçimi değil; dünyanın farklı kültürlerini birbirine bağlayan, ortak insanlık mirasıdır.
Belki de Karagöz, Karagiozis ve Çinli gölge ustası aynı perdenin farklı köşelerinde bize aynı şeyi söylüyordur:
“Işığın olmadığı yerde gölge olmaz, gölgesiz de hikâye anlatılamaz.”
Kaynak
- Britannica, “Shadow Play”
- UNIMA Dünya Kukla Sanatları Ansiklopedisi (WEPA)
- Asian Ethnology Journal, “The Origins of Karagöz”
- AA & China Daily, “Turkish and Chinese Shadow Play Collaboration”
- Karagiozis Museum & Papadopoulou Archives, Yunanistan
YouTube’a yüklediğin bu oyun Çince, ama hikâye oldukça tanıdık. Gençlerin birbirini görmeden, ailelerin kararıyla evlendirildiği bir dönemde geçiyor. Bir genç, satıcı kılığına girerek evleneceği müstakbel eşini görmeye çalışır. Ve karşılaşırlar, genç kız, satıcıyla konuşurken ne söylenirse ona uygun biçimde yanıt verir. Ancak satıcı kılığındaki damat adayı için bu karşılaşma, hayatının en mutlu günlerinden biri olur.
