Ürdün, 27 aralık 2025
Ürdün Gezi Günlüğü
Tülay Cetinkaya Saracoglu
Bugün Ürdün’deki Jerash’ı gezdim; burası etkileyici tarihî dokusuyla dikkat çeken bir antik şehir. Genellikle Roma dönemine ait bir yerleşim olarak bilinse de, aslında kökenleri çok daha eskilere uzanıyor. Araştırmalarıma göre Jerash, bir Yunan yerleşiminin üzerine kurulmuş ve sonraki yüzyıllarda Müslüman hükümdarlıkların da hâkimiyetine girmiş. Her dönem, şehirde kendi izini bırakmış.
Taş sokaklarda yürürken sütunlu caddeler, kemerler, Roma stadyumu ve antik tiyatro hemen dikkatimi çekti. Stadyumun geniş alanı ve tribünleri hâlâ görkemli yapısını koruyor. Binlerce yıl önce burada düzenlenen yarışları ve halk oyunlarını hayal etmek, tarihle aramdaki bağı güçlendirdi.

Tiyatroda kısa bir canlı müzik gösterisi vardı. Çalan grup, Levant bölgesine özgü mijwiz adlı nefesli bir çalgı kullanıyordu. İskoç gaydasına veya Karadeniz tulumuna benzeyen bu enstrüman, dairesel nefes tekniği sayesinde kesintisiz bir ses çıkarabiliyor. Sadece üç müzisyen olmalarına rağmen, tiyatronun taş akustiği sayesinde ses tüm alanı dolduruyordu. Bu deneyim, antik tiyatroların mühendislik açısından ne kadar ileri olduklarını bir kez daha gösterdi.
Şehirde ayrıca, yakın dönemde gün yüzüne çıkarılmış mozaik döşemeleri de gördüm. Bu mozaikler, renkleri ve ince işçiliğiyle Jerash’ın geçmişte ne kadar zengin ve estetik bir şehir olduğunu kanıtlıyor.

Vaftizci Yahya’nın İzinde
Jerash civarında, Vaftizci Yahya (John the Baptist)’ya adanmış bir kilise kalıntısı bulunduğunu öğrendim. Arkeolojik ve tarihî kaynaklara göre bu yapı, Bizans dönemine, yani M.S. 5. yüzyıla tarihleniyor. St. John the Baptist Kilisesi olarak bilinen bu kutsal alan, mozaik tabanları ve sütun kalıntılarıyla hâlâ görülebiliyor.
Vaftizci Yahya, hem Hristiyanlıkta hem de İslam’da önemli bir peygamberdir. Hristiyan geleneğinde, insanları tövbe etmeye ve Tanrı’ya dönmeye çağıran bir figür olarak bilinir. En ünlü vaftizi, Hz. İsa (Jesus Christ)’ı Ürdün Nehri‘nde vaftiz etmesidir. Bu olay, Hristiyanlık tarihinde ruhsal arınma ve yeni bir başlangıcın sembolü olarak kabul edilir.

Kaynaklara göre Yahya’nın annesi Elizabet, İsa’nın annesi Miryam (Meryem / Maria)’nın akrabasıdır; bu nedenle Yahya ile İsa kuzen sayılırlar. Her iki figür de doğruluk, adalet ve Tanrı’ya sadakat öğretisiyle insanlık tarihine yön vermiştir.
Yahya, cesur bir peygamber olarak Tanrı’dan aldığı görevle insanları tövbe etmeye çağırmış, adalet ve doğru yaşam üzerine öğütler vermiştir. Cesaretiyle dönemin yöneticilerini bile eleştirmekten çekinmemiştir. Bu yüzden Kral Herodes Antipas tarafından hapse atılmış ve idam edilmiştir. Ancak öğretileri, adalet ve dürüstlük çağrısı, yüzyıllar boyunca yaşamaya devam etmiştir.
Kilise kalıntısının Jerash civarında bulunması, hem erken dönem Hristiyanlığın bölgede nasıl yayıldığını hem de Vaftizci Yahya’nın hatırasının Orta Doğu coğrafyasında nasıl derin izler bıraktığını gösteriyor.

Vaftizci Yahya (John the Baptist) Hakkında Öğrendiklerim
Duyduğuma ve araştırınca öğrendiğime göre, Vaftizci Yahya, hem Hristiyanlıkta hem İslam’da önemli bir peygamber.
Hristiyan kaynaklarında John the Baptist, insanları günahlarından arınmaya çağırır ve onları vaftiz ederdi.
En ünlü vaftizi ise Hz. İsa (Jesus Christ)’tir. Yani İsa, Yahya tarafından Ürdün Nehri’nde vaftiz edilmiştir.
Akrabalık ilişkisine göre, Yahya’nın annesi Elizabet, Meryem (Maria)’ın (İsa’nın annesi) akrabasıdır; bu yüzden Yahya ve İsa kuzen sayılır.
Yahya, cesur bir peygamber olarak Tanrı’dan aldığı görevle insanları tövbe etmeye çağırmış ve adalet, doğru yaşam üzerine öğütler vermiştir. Cesaretiyle, dönemin hükümdarlarına bile eleştirilerini çekinmeden yapmış. Bu yüzden, Kral Herodes Antipas tarafından hapse atılmış ve maalesef idam edilmiştir. Ama öğretileri ve eylemleri günümüze kadar etkisini sürdürmüştür.

Jerash’ta dolaşırken hem antik dünyanın hem de inanç tarihinin izlerini bir arada görmek, geçmişi sadece izlemek değil, anlamak açısından da çok etkileyiciydi. Şehrin taşları, mozaikleri ve tiyatrosu, insanlığın kültürel mirasının ne kadar derin ve çok katmanlı olduğunu hatırlatıyor.
Burada her köşe, her taş ve her kalıntı, tarihin ve insan deneyiminin sessiz tanığı gibiydi. Müzik, mozaikler, tiyatro ve kilise kalıntıları birleşince, tarih adeta canlı bir şekilde karşımda canlandı.
Bu gezide, hem antik dünyanın hem de inanç tarihinin izlerini bir arada görmek, tarihe ve insanlığa dair farklı bir bağ kurmamı sağladı.

Kaynakça
- The Holy Bible, New Testament, Luke 1:5–80; Matthew 3:1–17.
- The Holy Qur’an, Sûrat Maryam (19:7–15), Âl-i İmrân (3:38–41).
- Jordan Tourism Board: Jerash Archaeological Site Information (jerash.jo)
- UNESCO World Heritage Centre: “Jerash – Gerasa of the Decapolis.”
- Lichtenberger, A. (2017). The Archaeology of Gerasa (Jerash) in Jordan. De Gruyter.
- Biblical Archaeology Review, “The Church of St. John the Baptist at Jerash,” Vol. 34, No. 2, 2008.
- Hitti, P. K. (2002). History of the Arabs. London: Macmillan Press.
- Tülay Cetinkaya Saracoglu gezi notları
