Rodos’ta Türk İzlerinin Peşinde: Türk Kökenli Yunan Vatandaşları ve Yaşayan Kültürel Miras.

Rodos 19 Haziran 2026

Rodos, benim için sıradan bir tatil adasından çok daha fazlası. Henüz 18 yaşındayken bireysel olarak gittiğim ilk yurt dışı tatilimi burada yapmıştım. Aradan geçen yıllara rağmen bu ada hafızamda hep özel bir yere sahip oldu. O yıllarda tanıştığım Türk ve Yunan arkadaşlarımla, internetin ve e-postanın olmadığı dönemlerde uzun süre mektuplaştığımızı bugün hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum.

Yıllar sonra yeniden geldiğim Rodos’ta bu kez plajlardan çok tarihin izlerini takip ediyorum. Adanın dar sokaklarında gezerken Osmanlı döneminden kalan eserleri görmek, insanı geçmişle bugün arasında uzun bir yolculuğa çıkarıyor.

Yaklaşık 400 Yıllık Osmanlı Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 29 Aralık 1522 tarihinde fethedilen Rodos Adası, 1912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması’na kadar yaklaşık 390 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldı.

Bugün adada resmi olmayan verilere göre 3 bin ila 5 bin arasında Türk vatandaşı ve Türk kökenli kişinin yaşadığı belirtiliyor. Bu topluluk, Osmanlı döneminden günümüze kadar varlığını sürdüren önemli bir kültürel mirasın temsilcileri olarak görülüyor.

Ada rehberlerinin anlattığına göre, İtalyan yönetimi döneminde birçok Osmanlı eseri zarar görmüş veya ortadan kaldırılmış. Ancak farklı medeniyetlere ait bazı tarihi yapılar günümüze kadar ulaşmayı başarmış.

Murat Reis Camii ve Osmanlı Mezarlığı

Gezimin ilk duraklarından biri Murat Reis Camii ve hemen yanındaki Osmanlı Mezarlığı oldu.

Osmanlı donanmasının ünlü kaptanlarından Murat Reis’in adını taşıyan cami, yüzyıllardır ayakta duran önemli eserlerden biri. Caminin çevresindeki mezarlık ise adadaki en önemli Türk-İslam mirası olarak kabul ediliyor.

Foto Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Burada Osmanlı döneminde görev yapan devlet adamlarının, askerlerin ve denizcilerin mezarları bulunuyor. Bazı mezar taşlarındaki kavuklar ve döneme özgü süslemeler hâlâ seçilebiliyor. Sessiz ve huzurlu atmosferiyle mezarlık, ziyaretçileri adeta yüzyıllar öncesine götürüyor.

Süleymaniye Camii Rodos’un Simgelerinden Biri

Foto Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Rodos Eski Şehir bölgesinde bulunan Süleymaniye Camii de adanın en dikkat çekici Osmanlı eserlerinden biri.

Kanuni Sultan Süleyman’ın fethinin ardından inşa edilen cami, pembe renkli kubbesi ve minaresiyle bugün de şehrin siluetine ayrı bir güzellik katıyor.

Bunun yanında Recep Paşa Camii ve İbrahim Paşa Camii de Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli eserler arasında yer alıyor.

Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi

Eski Şehir içerisinde bulunan Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi ise beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu.

Girişinde küçük ve şirin bir bahçe bulunuyor. Bahçedeki oturma alanları ziyaretçilere kısa bir mola verme imkânı sunuyor. Kütüphanenin yalnızca bir bölümü ziyaretçilere açık.

Foto Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Girişin sağ tarafındaki tek katlı evde ise yıllardır kütüphanenin bakımını üstlenen Rodoslu Türk bir aile yaşıyor. Bu durum, Osmanlı mirasının yalnızca taş yapılarda değil, insanlar aracılığıyla da yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Foto Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Rodos Başkonsolosluğu’na Nezaket Ziyareti

Rodos ziyaretim sırasında Türkiye Cumhuriyeti Rodos Başkonsolosluğu’na da nezaket ziyaretinde bulundum.

Başkonsolosluk binasında içtiğimiz kahve eşliğinde hem adadaki Türk toplumu hem de konsolosluğun çalışmaları hakkında bilgi alma fırsatı buldum.

Rodos’ta görev yapan Başkonsolos Mebşure Taşkın, 1973 yılında Milas’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu olan Taşkın, Dışişleri Bakanlığı’nda uzun yıllardır çeşitli görevlerde bulundu. NATO Daimi Temsilciliği, Lefkoşa Büyükelçiliği, Karlsruhe ve Toronto Başkonsoloslukları görev yaptığı dış temsilcilikler arasında yer alıyor.

Özellikle yaz aylarında Rodos’ta evlenmek isteyen Türk vatandaşlarının işlemlerinin oldukça yoğun olduğu öğrenildi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, gerekli şartları taşımaları halinde Rodos Başkonsolosluğu’nda evlilik işlemlerini gerçekleştirebiliyor.

Başkonsolosluk ayrıca nüfus işlemleri, pasaport, sürücü belgesi, doğum bildirimi ve dövizle askerlik gibi birçok konsolosluk hizmeti sunuyor.

Ailemizin Rodos ile Özel Bağı

Rodos’un ailemizde de ayrı bir yeri var.

Ağabeyim Zühtü Saraçoğlu, 2003 yılında Rodos’taki Muavin Konsolosluk görevinin ardından meslek hayatını tamamlayarak emekliye ayrıldı.

Bayramlarda Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi’nde düzenlenen bayramlaşma programlarına katılır, adadaki vatandaşlarla bir araya gelirdi. Bu nedenle Rodos, yalnızca tarihî bağlarımızın değil, aile hatıralarımızın da önemli bir parçası.

Foto Tülay Çetinkaya Saraçoğlu

Farklı Medeniyetlerin Buluştuğu Ada

Bugün Rodos’u gezenler yalnızca şövalyeler döneminden kalan yapıları değil, yaklaşık dört asırlık Osmanlı geçmişinin izlerini de görebiliyor.

Camileri, mezarlıkları, kütüphanesi ve hâlâ yaşamaya devam eden Türk kültürüyle Rodos, Ege’nin ortasında farklı medeniyetlerin izlerini bir arada taşıyan eşsiz bir açık hava müzesi görünümünde.

Bu gezi boyunca ziyaret ettiğim tarihî mekânları ve adadaki Türk mirasını önümüzdeki günlerde okuyucularımızla paylaşmaya devam edeceğim.

Kaynaklar: Rodos Belediyesi Kültür Birimi, Yunanistan Kültür Bakanlığı arşivleri, Türkiye Cumhuriyeti Rodos Başkonsolosluğu bilgileri, Osmanlı dönemi Rodos tarihi üzerine akademik çalışmalar ve yerel kaynaklar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir