Oslo, 2 Ocak 2026
Sefa M. Yürükel
IŞİD Gerçeği, Devletin Sorumluluğu ve Cevapsız Sorular Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme
Terörle Mücadelede Hakikat ve Sorumluluk
Terörle mücadele yalnızca askerî ve güvenlik önlemlerinden ibaret değildir. Demokratik bir hukuk devletinde bu mücadelenin temel unsurlarından biri, kamuoyunun doğru, zamanında ve eksiksiz bilgilendirilmesidir. Gerçeklerin gizlendiği, soruların cevapsız bırakıldığı her durumda yalnızca güvenlik zafiyeti oluşmaz; aynı zamanda devlet–toplum ilişkisi ciddi biçimde zarar görür.
IŞİD’in Belgelenmiş Şiddet Pratiği
IŞİD, dünyanın birçok bölgesinde uyguladığı infaz yöntemlerini bizzat kendisi kayda alarak yayımlamış bir terör örgütüdür. Irak ve Suriye’de askerlerin ve sivillerin yakılarak katledilmesi; sivillerin ve güvenlik görevlilerinin boğazlarının kesilmesi, örgütün inkâr edilemez ve belgelenmiş şiddet pratiğidir.
Bu görüntüler:
• IŞİD’in kendi propaganda kanalları aracılığıyla servis edilmiş,
• Uluslararası medya kuruluşları tarafından yayımlanmış,
• Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve akademik çevrelerin raporlarına konu olmuştur.
Dolayısıyla bu şiddet biçimleri bir iddia değil, kanıtlanmış bir olgudur.
Şiddetin Ritüelleştirilmesi: “Performans Şiddeti”
IŞİD’in infazları kayıt altına alarak yayması, şiddeti yalnızca bir eylem değil; aynı zamanda bir ritüel, bir gösteri ve bir propaganda aracı hâline getirdiğini göstermektedir. Akademik literatürde bu durum, performative violence (performans şiddeti) kavramıyla açıklanmaktadır.
Bu yaklaşımda temel amaçlar şunlardır:
• Korku yaratmak ve toplumsal çözülmeyi hızlandırmak,
• Örgüt içi mutlak itaati pekiştirmek,
• İdeolojik “üstünlük” iddiasını görsel şiddet yoluyla dayatmak.
Bu nedenle IŞİD’in şiddeti rastlantısal değil; planlı, sistematik ve ideolojiktir.
IŞİD’in Türkiye’deki Örgütlenmesi ve Devletin Sorumluluğu
Türkiye’de gerçekleştirilen IŞİD operasyonlarında yakalanan kişilerin adreslerinin ülkenin dört bir yanına yayılmış olması, örgütün yaygın ve hücresel bir ağ kurduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo, terörle mücadelenin yalnızca sahadaki çatışmalarla sınırlı olmadığını göstermektedir.
Bu noktada kamuoyunun sorması gereken sorular açıktır:
• Bu örgütlenme neden erken aşamada tespit edilip engellenememiştir?
• Neden bazı IŞİD şüphelileri gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmıştır?
• Bu kararların idari ve siyasi sorumluluğu kimlere aittir?
Bu soruların sorulması devleti yıpratmaz; devleti güçlendirir.
Musul Başkonsolosluğu Baskını ve Siyasal Dil Sorunu
2014 yılında Musul’daki Türkiye Başkonsolosluğu’nun IŞİD tarafından basılması ve konsolosluk personelinin rehin alınması, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır dış politika ve güvenlik krizlerinden biridir.
Bu süreçte dönemin yetkililerinin kullandığı dil, kamuoyunda derin bir tartışma yaratmıştır. Ahmet Davutoğlu’nun, Musul baskınını gerçekleştiren IŞİD mensupları için “dost kuvvetler” ve “biraz yaramaz çocuklar” ifadelerini kullandığı yönündeki açıklamalar medyada yer almış ve yoğun tepki çekmiştir.
Bu söylem şu soruları gündeme getirmiştir:
• IŞİD tehdidi yeterince ciddiye alınmış mıdır?
• Bu dil, terörle mücadelede yanlış bir siyasal yaklaşımın göstergesi midir?
Bu sorulara bugüne kadar kamuoyunu tatmin eden yanıtlar verilmemiştir.
Küresel Güçler, IŞİD ve Trump’ın Açıklamaları
Uluslararası ilişkiler literatüründe terör örgütlerinin ortaya çıkışı, büyük güçlerin bölgesel politikalarından bağımsız ele alınmamaktadır. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın, IŞİD’in ortaya çıkışından Barack Obama ve Hillary Clinton’ı açıkça sorumlu tutan açıklamaları, dünya basınında geniş yankı bulmuştur.
Bu beyanlar, Orta Doğu’daki askerî müdahalelerin, rejim değişikliği politikalarının ve vekâlet savaşlarının radikal örgütleri nasıl beslediği sorusunu yeniden gündeme taşımıştır.
Petrol Kaçakçılığı İddiaları ve Birleşmiş Milletler Süreci
IŞİD’in en önemli finansman kaynaklarından birinin petrol kaçakçılığı olduğu, çok sayıda uluslararası raporda yer almaktadır. Rusya Federasyonu’nun, IŞİD’in Türkiye’de ki iktidarla birlikte petrol ticaretine ilişkin resimli ve belgeli bazı raporları Birleşmiş Milletler gündemine taşıdığı; bu raporların ve dosyanın BM’de bekletildiği yönündeki bilgiler uluslararası ve yerli medyaya yansımıştır.
Bu iddialar doğruysa:
• IŞİD’in hangi kanallar üzerinden finanse edildiği,
• Bölgesel ve yerel aktörlerin bu süreçteki rolü
şeffaf biçimde soruşturulmak zorundadır.
Yanlışsa, kamuoyu neden açık ve net biçimde bilgilendirilmemektedir?
Yalova Olayı ve Kamuoyunun Bilgi Hakkı
Türkiye kamuoyunun karşı karşıya olduğu en yakıcı sorulardan biri şudur:
Yalova’da görev başındaki polislerin, IŞİD bağlantılı kişilerce boğazları kesilerek şehit edildiğine dair iddialar neden açık biçimde doğrulanmamakta ya da yalanlanmamaktadır?
Sessizlik güvenlik üretmez.
Sessizlik söylenti üretir.
Devletin görevi, belirsizliği büyütmek değil; hakikati açıklığa kavuşturmaktır.
Şeffaflık Olmadan Terörle Mücadele Olmaz
Uluslararası insan hakları raporları, IŞİD’in Irak, Suriye, Afganistan, Somali, Sudan ve Kenya gibi ülkelerde aynı infaz yöntemlerini kullandığını ortaya koymaktadır. Bu yöntemlerin hangi siyasal boşluklarda, hangi yönetim zafiyetlerinde veya hangi dolaylı destek ortamlarında ortaya çıktığı da bilinmektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca IŞİD değil; ona alan açan siyasi tercihlerdir.
Sonuç: Hesap Sormak Vatandaşlık Görevidir
Devletin görevi, vatandaşından gerçeği saklamak değil; gerçeği açıklamak ve sorumluları ortaya çıkarmaktır.
Şeffaflık bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur.
Siyasi partiler, bu konunun üzerine gitmeli; Meclis, yargı ve kamuoyu denetimi işletilmelidir.
Bu bir kışkırtma değildir.
Bu, hesap sorma hakkıdır.
KAYNAKÇA
1. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Raporları – ISIL/Daesh Financing
2. Human Rights Watch, Iraq & Syria: ISIS Crimes Against Humanity
3. Amnesty International, Rule of Terror: Living Under ISIS
4. David Kilcullen, Blood Year: Islamic State and the Failures of the War on Terror
5. Jessica Stern & J.M. Berger, ISIS: The State of Terror
6. BBC, CNN, The Guardian – Trump’ın IŞİD açıklamalarına ilişkin haber dosyaları
7. Reuters – IŞİD petrol kaçakçılığı ve BM tartışmaları
8. Türkiye’de yayımlanan ulusal gazeteler – Musul Başkonsolosluğu baskını haberleri
9. Akademik makaleler – “Performative Violence and Terrorism”
