Kopenhag 15 Nisan 2026
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesindeki bir Ezidi köyünden yola çıkarak, yaratılışı simgeleyen bu özel günde Ezidilerin az bilinen dünyasına yakından bakarken, katliamlarla anılan bir halkın aslında ne kadar köklü ve derin bir inanç geleneğine sahip olduğunu anlatan bir yolculuk.

Bugün, Ezidi inancının en kutsal günlerinden biri olan Kırmızı Çarşamba (Çarşema Sor)… Ezidilerin yeni yılı olarak kabul edilen bu özel gün, her yıl nisan ayının 13’ünden sonraki ilk çarşambaya denk geliyor ve 2026 yılında 15 Nisan’da kutlanıyor.
Ezidi inancına göre bugün, evrenin ve dünyanın “maya tuttuğu”, yani yaratılışın tamamlandığı ve yaşamın başladığı gün olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda doğanın uyanışını, baharın gelişini ve yeniden doğuşu simgeliyor.
Çarşema Sor sadece bir bayram değil; ritüellerle yaşatılan güçlü bir inanç günü. Kutlamalar bir gece önceden başlıyor; yumurtalar haşlanıp renk renk boyanıyor, evlerin kapılarına çiçekler asılıyor, mumlar yakılıyor. Bayram günü insanlar yeni kıyafetler giyiyor, komşularını ziyaret ediyor, bayram sofraları kuruluyor ve geleneksel olarak boyanan yumurtalar tokuşturuluyor.
Ezidiler için bu gün aynı zamanda Melek Tavus’un yeryüzüne inişini ve hayatı başlatmasını simgeliyor; bu nedenle umut, iyilik ve yaşamın devamlılığıyla özdeşleşiyor.
İşte tam da bu anlamlı günde, yüzyıllardır inançlarından ötürü ötekileştirilen bir toplumun kültürüne ve dünyasına yakından bakmak istiyorum. İnançlarından ötürü yüzyıllardır ötekileştirilen, çok fazla tanımadığımız Ezidilerin inancından, kültüründen ve bugün kutladıkları bu özel bayramın anlamından söz edeceğim.
Şanlıurfa… Tarihi çok eskilere uzanan bu şehrin Viranşehir ilçesine bağlı Bozca köyünden Ezidilerin inançlarına değineceğim. İtiraf edeyim ki, onları ilk kez 2014 yılında Irak’ta uğradıkları katliamla televizyon haberlerinde duydum. 2022 yılının Temmuz ayında Şanlıurfa’yı ziyaret edene kadar da Anadolu’da varlıklarından haberdar değildim. Bu güzel insanları tanıdıkça, onların hikâyesini sizlere de aktarmak istedim.
Bu yazıyı Urfalı Ezidi Çetin Gören ile yaptığım söyleşi şeklinde hazırladım. Görseller ise Gani Darılmaz’a ait. Her ikisine de teşekkür ederim. Bu çalışma, benim dünyanın farklı yerlerine yaptığım gezilerde olduğu gibi, tamamen amatör bir ruhla gerçekleştirdiğim tarih ve kültür yolculuğunun bir parçası. Bu coğrafyanın dini, dili ve kültürü hakkında edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ezidiler kimlerdir, Şanlıurfa’da nerede yaşarlar?
– 1990’lara kadar Türkiye’de yaklaşık 80.000 olan Ezidi nüfusu, zamanla büyük ölçüde azalmış; Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde bulunan 38 Ezidi köyünden bugün sadece 6 köy kalmıştır. Biz de bu köylerden biri olan Bozca’lıyız.
Ezidi kelimesinin anlamı nedir?
– Ezidi kelimesi “Ezdai”den gelir. Kürtçe bir kelime olan Ezdai, “Yaratanın peşinden gidenler” anlamına gelir. Biz Ezidiler Xûda, yani Allah’a inanırız. Diğer inançlardan farkımız, peygamberlik anlayışının olmaması ve Allah ile kul arasında aracı kabul etmememizdir.
Ezidi olunur mu?
– Ezidilik sonradan kabul edilen bir inanç değildir. Bir kişi ancak Ezidi bir anne ve babadan doğarak Ezidi olur. Bu nedenle başka dinlerle evlilik yapılmaz.
Kutsal kitabınız ve ibadethaneniz var mı?
– Kutsal kitabımızın adı Meshaf-ı Reş’tir, yani Kara Kitap. Bizde belirli bir ibadethane yoktur. Yeryüzü bizim ibadethanemizdir. Evde, doğada, her yerde yüzümüzü Allah’ın nuru olan güneşe dönerek kendi dilimizde dua ederiz. (Ezidiler tarafından kutsal kabul edilen iki kitaptan biri olan Meshaf-ı Reş’in 15. yüzyılda yazıldığı rivayet edilir. Diğer kutsal metinleri ise Kitap el-Celve’dir.)
Ezidilikte ibadet nasıldır?
– Abdest benzeri bir arınmanın ardından dua edilir, oruç tutulur ve hac benzeri ziyaretler yapılır. Ezidiler için hac, Irak’taki kutsal Laleş bölgesine yapılan ziyarettir.
Namaz
– Abdest aldıktan sonra, hayatın kaynağı olan güneşe yönelerek günde iki kez Allah’a şükrederiz. Duaya “Allah’ım yeryüzündeki 72 milleti koru, sonra bizi koru” diyerek başlarız.
Oruç
– Sahurla başlar, gün batımında iftarla sona erer. Her yıl Aralık ayının ikinci haftasında üç gün oruç tutulur, dördüncü gün bayram kutlanır. İnanca göre bir zamanlar güneş günlerce doğmamış, üçüncü günün sonunda doğunca o gün bayram ilan edilmiştir.
Hac
– Ezidilerin ilk dini liderinin mezarı Irak’taki Laleş’tedir ve bu kutsal yer ziyaret edilerek hac ibadeti yerine getirilir.
Haram anlayışı
– Domuz eti haramdır. İçki yasak değildir ancak zarar verecek şekilde tüketilmesi büyük günah sayılır. Zina kesinlikle kabul edilmez ve yapan kişi dinden çıkmış sayılır. Ezidilikte kadına büyük değer verilir; “Bizim topraklarda önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar” sözü bunu anlatır.
Bayramlar
– Ezidiler için yılbaşı 13 Ocak’tır. Nisan ayında kutlanan Kırmızı Çarşamba (Çarşema Sor) ise dünyanın “mayalandığı”, yani bugünkü halini aldığı gün olarak kabul edilir. Bu nedenle yumurtalar renk renk boyanır; bu, tıpkı Paskalya’daki gibi, hayatın ve yaratılışın sembolüdür. Nisan ayı “gelin ayı” sayıldığı için bu ayda düğün yapılmaz.
Ezidiliğin çıkışı
– Ezidilik çok eski bir inançtır ve kesin bir başlangıç tarihi yoktur. İnanca göre Allah, evreni yaratma görevini Melek Tavus’a vermiştir. Melek Tavus’un Allah’tan başkasına secde etmemesi, onun en yüce melek olarak kabul edilmesine neden olmuştur.
Semboller ve inançlar
– Siyah yılan kutsaldır. Nuh’un gemisinde oluşan deliği kapatarak insanlığın devamını sağladığına inanılır.
Ölüm ve ahiret inancı
– Ruhun ölümsüz olduğuna ve başka bir bedende yeniden doğduğuna inanılır. Kıyamet anlayışı yoktur; çünkü her ölüm, o kişi için kıyametin kopmasıdır.
Toplumsal yapı
– Ezidilerde kast sistemi vardır: müritler, şeyhler ve pirler. Evlilikler bu sınıflar içinde yapılır.
Katliamlar
– Ezidiler tarih boyunca 73 kez katliama uğradıklarını ifade eder. En son 2014 yılında Irak’ta IŞİD tarafından büyük bir katliam yaşanmış, kadınlar esir pazarlarında satılmış ve bu trajedi dünya tarafından izlenmiştir.
Bu yazıyı, bu toprakların yetiştirdiği değerli arkeolog Mesut Alp’in şu sözüyle bitirmek istiyorum:
“Anadolu bir mozaik değil, ebrulidir.”
Bu söz beni derinden etkilemişti. Şanlıurfa’ya gidip bu deneyimi yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum.
Hep birlikte, özel ve güzel Türkiye
