Kopenhag 27 Mayıs 2026
Tülay Çetinkaya Saraçoğlu
Bugün milyonlarca insan Kurban Bayramı’nı kutluyor.
Kimileri memleket yolunda, kimileri aile sofrasında, kimileri ise sessizce geçim derdinde…

Kurban Bayramı’nın kökeni; Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da anlatılan çok eski bir hikâyeye dayanır. Hz. İbrahim’in, Allah’a olan bağlılığını göstermek için oğlunu kurban etmeye razı oluşu… Tam o anda gökten bir melek gelir ve oğlunun yerine bir koç gönderilir. Bu hikâye; teslimiyetin, inancın ve fedakârlığın sembolü olarak yüzyıllardır anlatılır.
Ancak bugün biraz durup düşünmek gerekiyor…
Kurban sadece et kesmek midir?
Yoksa paylaşmak, komşuyu gözetmek, aç olanı doyurmak mıdır?
“Komşun açken tok yatma” sözü bu coğrafyanın en güçlü vicdan cümlelerinden biridir. Ama bugün birçok insan, kendi mahallesindeki yoksulu görmeden, sadece daha ucuz olduğu için binlerce kilometre ötede kurban kestiriyor. Elbette yardım dünyanın her yerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaşabilir; buna kimse karşı çıkamaz. Afrika’da da aç insanlar var, Asya’da da, Ortadoğu’da da…
Ama insan bazen şunu sormadan edemiyor:
Kapı komşusunun çocuğu et yiyemiyorsa, bayram gerçekten tamamlanmış sayılır mı?
Kurban Bayramı belki de en çok vicdanı hatırlamak için vardır.
Sadece dini bir ritüel değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve insan kalabilmenin sınavıdır.
Bugün sofranız bereketli olabilir.
Ama bir telefon açmayı unuttuğunuz yaşlı bir akrabanız, yalnız oturan bir komşunuz, mutfakta ne pişireceğini düşünen bir aile de olabilir.
Bayram; sadece kesilen kurban değil, kırılmayan kalptir.
Türkiye’de, Avrupa’da ve dünyanın neresinde olursa olsun bayramı kutlayan herkesin Kurban Bayramı kutlu olsun.
