Herkesin Sesi Aynıysa, Kim Konuşuyor?

Antalya 25 Ağustos 2026

Işık Tunçel 

Bir süredir internette okuduğum metinlerde tuhaf bir tanıdıklık hissediyorum. Gazetecinin yazısı köşe yazarınınkine, psikoloğun cümlesi yaşam koçunun cümlesine, markaların dili birbirine benziyor. Aynı kelimeler, aynı vurgular, aynı “etkileyici” cümleler…Sanki hepimiz farklı şeyler söylüyor, ama giderek aynı ses tonuyla konuşuyoruz. Yapay zekâ bu tabloya eklendiğinde mesele daha da ilginç bir hâl alıyor. Maalesef artık sadece ne söyleyeceğimizi değil; onu nasıl söyleyeceğimizi de birkaç saniye içinde bir makineye sorabiliyoruz. “Daha çarpıcı yaz”, “daha samimi yap”, “profesyonel bir ton kullan”, “etkileyici bir giriş hazırla” gibi yüzlerce komut verdiğimizde karşımıza kusursuz görünen metinler çıkıyor.

Peki kusursuzluk arttıkça insanın sesi neden azalıyor?

Belki de çağımızın en büyük paradokslarından biri bu: Herkes özgün olmak istiyor ama özgünlüğe giden yolda aynı kalıpları kullanıyor. Günümüzde yapay zekâ bize daha iyi cümleler kurmayı öğretebilir. Fakat asıl mesele, o cümlenin içinde hâlâ bizim sesimizin bulunup bulunmadığı. Çünkü bir insanı özgün yapan şey, yalnızca doğru kelimeleri seçmesi değildir. Bazen bir kelimeyi yanlış yerde kullanması, alışılmadık bir cümle kurması, küçük bir çelişkiyi saklamaması, hatta kusurlu olmasıdır.

Belki de geleceğin en değerli yazısı, en kusursuz yazı olmayacak.

Kimin tarafından yazıldığı ilk cümlesinden anlaşılan yazı olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir