Hastalıktan Korkma, Geç Kalmaktan Kork

Kopenhag 18 Ağustos 2026

Tülay Çetinkaya Saraçoğlu GazeteDK.online

Bugün Danimarka’da, devletin kadınlara sunduğu meme kanseri taraması kapsamında mammografi çektirmek için hastanedeydim. Birkaç dakika süren bu işlem sırasında aklımdan çok basit ama önemli bir cümle geçti:

Hastalıktan korkma, geç kalmaktan kork.

Çünkü kanser söz konusu olduğunda erken teşhis gerçekten çok önemli.

Danimarka’da 50-69 yaş arasındaki kadınlara yaklaşık iki yılda bir meme kanseri taraması için davet gönderiliyor. Amaç, henüz elle fark edilemeyecek kadar küçük değişiklikleri bile mümkün olduğunca erken yakalayabilmek. Kalın ve ince bağırsağın son bölümünü kapsayan bağırsak kanseri taraması da Danimarka’nın ulusal tarama programlarından biri ve 50-74 yaş arasındaki vatandaşlara sunuluyor. 

Bugün hastanede işlemimi yaptırırken görevliye bir soru sordum:

“Peki göğüslerinde silikon implant bulunan kadınlarda bu kontrol nasıl yapılıyor?”

Aldığım cevap beni düşündürdü.

Aslında silikon implantı olan kadınlar da mammografi yaptırabiliyor. Ancak implant, meme dokusunun bir bölümünü örtebildiği için görüntülerin değerlendirilmesi daha zor olabiliyor. İmplantın kasın arkasında olması durumunda, özel tekniklerle implantın mümkün olduğunca geriye itilerek daha fazla meme dokusunun görüntülenmesi sağlanabiliyor. İmplant kasın önündeyse bazı meme dokuları implantın arkasında kalabiliyor.

Yani mesele “silikon varsa kanser görülemez” kadar basit değil.

Ama meme dokusunun bir kısmının görüntülenmesinin zorlaşabilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir konu.

Ve tam burada Türkiye’de son yıllarda giderek büyüyen estetik kültürü aklıma geldi.

Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde estetik müdahaleler artık yalnızca ihtiyaç veya kişisel tercih olmaktan çıkıp zaman zaman bir statü ve tüketim göstergesine dönüşmüş gibi görünüyor. Dudak dolgusu, takma kirpik, kalıcı kaş uygulamaları, burun estetiği, meme implantları…

Elbette herkes kendi bedeni üzerinde istediği kararı verme hakkına sahip. Bir kadının estetik operasyon yaptırmasını eleştirmek benim amacım değil.

Benim asıl sorum başka:

Güzellik algımız, sağlığımızın önüne geçmemeli.

Geçen yaz deniz kenarında bir arkadaş grubuyla otururken etrafımdaki kadınlara baktım. Dudaklar birbirine benziyor, kirpikler birbirine benziyor, kaşlar birbirine benziyor, göğüslerin şekli ve büyüklüğü bile birbirine benziyordu.

Bir noktada arkadaşıma, eşinin neden meme implantı yaptırmak istediğini sordum.

Bana verdiği cevap hâlâ aklımda:

“Benim karımın neyi eksik? Paramız var, çok şükür. O da yaptıracak.”

İşte beni düşündüren tam olarak bu cümleydi.

Sanki estetik operasyon artık yalnızca kişinin kendisi için yaptığı bir değişiklik değil; “Param var ve bunu yaptırabiliyorum” demenin yeni yollarından biri haline gelebiliyor.

Bir çeşit gösteriş tüketimi…

Fakat beden bir aksesuar değil.

Ve sağlık, hiçbir estetik görüntüden daha önemsiz değil.

Bugün hastanede mammografi cihazının önünde dururken aklımdan geçen asıl soru da buydu:

Bir kadın göğüslerini daha güzel göstermek için yaptırdığı bir işlemin, ileride meme kanseri taramasını nasıl etkileyebileceğini biliyor mu?

Çünkü implantlar meme kanseri riskini artırıyor demek doğru değil. Ancak implantların mammografide meme dokusunun görülmesini zorlaştırabileceği biliniyor. Bu nedenle implantı olan kadınların tarama sırasında mutlaka sağlık personeline bunu bildirmesi gerekiyor. 

Üstelik meme implantı olan kadınların da rutin meme kanseri taramalarına devam etmesi gerekiyor.

Ben bugün bunu yeniden düşündüm.

Belki de estetik operasyon yaptırmadan önce kendimize sadece “Daha güzel olacak mıyım?” diye sormamalıyız.

Bir de şunu sormalıyız:

“İleride sağlığımı nasıl etkileyebilir?”

Çünkü güzellik değişebilir.

Moda değişebilir.

Beden değişebilir.

Ama erken teşhis için kaybedilen zaman geri gelmeyebilir.

Hastalıktan korkma.
Geç kalmaktan kork.

Ve hangi ülkede yaşarsak yaşayalım, bize sunulan sağlık taramalarını ihmal etmeyelim.

Kaynak :Sundhedsstyrelsen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir