Kopenhag 5 Mayis 2026
Doğa Gürler
Haydi güneşli bir gün Kopenhag’ın Kuzeyine doğru beraber bir geziye çıkalım.
Sizler için çok güzel bir gezi planı yapıp, şahsen deneyimleyip, onaylamış bulunmaktayım. Haydi o zaman S trenine atlayalım ve turumuza başlayalım.
Hedefimiz çok da uzakta değil. Charlottenlund durağında trenden iniyoruz ve indiğimiz gibi hemen istasyonun karşı cephesinde bulunan The Bread Station’dan kahvemizi ve çöreğimizi alıp bu güzel mahalleden hedef lokasyonumuza doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Sohbet, muhabbet ve yol üzerinde karşımıza çıkacak butikleri ve ilgi çekici evleri inceleyip yolumuza devam ediyoruz.
Bu yürüyüşü yapmak istemeyip direk hedefe ulaşmak isteyen okuyucularımız için bugünkü yolculuğumuz Ordrupgaard Müzesi ve ünlü Danimarkalı mimar ve mobilya tasarımcısı Finn Juhl’un müzeye çevrilen evine olacak.

Doğasıyla, mimari yapısıyla ve birbirinden güzel, büyüleyici resim koleksiyonuyla beni çok etkileyen bir müze burası. Sizleri de çok etkileyeceğinden emin olduğum bu müze ve koleksiyonu birden çok ünlü sanatçının birbirinden ünlü eserlerine ev sahipliği yapmakta. Bu sanatçılar arasında ünlü Danimarkalı ressam Vilhelm Hammershøj’ün en ünlü eserleri yer almakta. Her zaman gitmeden önce internet sitesinden aktif sergilerini görebildiğinizi unutmayın. Kalıcı sergileri de bulunan bu müzenin koleksiyonunda Monet’den Matisse’e varan Fransız eserleri, 1900 yıllarına ait Dan eserleri, Jean Gauguin ve seramik eserleri ve bahçesinde bulunan açık hava eserleri yer almakta.

Müzeyi ve 31 Mayıs’a kadar devam eden ‘Cafe Society’ isimli Belle Époque Dönemi Paris’inde Sanat ve Sosyallik sergisini gezip, bahçesindeki açık alanda bulunan eserleri de gördükten sonra müze dükkanını da gezip kafesinde satranç oynayıp hemen sonrasında Fin Juhl’un evine doğru yöneliyoruz.
İskandinav ve Nordic tasarım dendiği zaman akla ilk gelen isimlerden biri olan Fin Juhl Danimarka’da ve dünya çapında çok büyük bir marka halinde olmakla birlikte ‘House of Fin Juhl’ ismiyle markalaşmış ve bu ikonik mobilyaların üretimine ve satımına bugün de devam etmekte. Gothersgade’de bulunan showroomlarını da ziyaret etmenizi ısrarla öneririm.

Ziyaret ettiğimiz evi 1942 yılında kendisi tarafından inşa edilmiş ve vefatı sonrasında Ordrupgaard’ın bir parçası olmuş durumda. Mobilyası mobilyasına, detayı detayına en büyük özenle ve doğallıkla tasarlanmış bu ev adeta içinizi açacak ve belki de kendi eviniz için sizlere de bir ilham parçası olacak.
Umarım bu gezi sizi ve sevdiklerinizi mutlu eder ve sizleri bir araya getirir.
Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere!
Yazan: Doğa Gürler
